|
44 - SAFVAN BİN SÜLEYM
(Rahmetullahi Aleyh)
Şişerdi ayakları
Safvan
ibni Süleym ki,
tabiinden bir zattır.
Her hali, insanlara öğüt
ve nasihattır.
Rabbine öyle kulluk
ederdi ki severek,
Geçerdi her gecesi, hep
ibadet ederek.
Yarın öleceğini bilseydi
de, o yine,
İlave yapamazdı, günlük
ibadetine.
Zira öyle çoktu ki,
ibadet ve taati,
Az daha fazlasına,
yetişmezdi takati.
Çok namaz kıldığından
dolayıdır ki hatta,
Şişerdi ayakları, çok
durmaktan ayakta.
Namazlarda ağlayıp,
gözyaşı dökerdi hep.
Seccadesi, devamlı
ıslaktı bundan sebep.
Hatta kurumasına, hiç
fırsat kalmıyordu.
Zira ertesi gece, yine
ıslanıyordu.
Derdi ki: Resulullah
buyurdu ki bir defa:
(Her göz, eğlayacaktır
kıyamette mutlaka.
Yalnız şu gözlerdir ki,
o gün hiç ağlamazlar.
Allah korkusu ile, hiç
harama bakmazlar.
Ve bir de, Allah için
uyumayan gözlerdir.
Ve Allah korkusuyla, göz
yaşı dökenlerdir.)
Zamanın halifesi, vali
ile gezerken,
Bir mescitte, bu zata
ilişti gözü birden.
Ve onu göstererek, sual
etti valiye:
(Şu direğin yanında,
oturan kimdir?) diye.
Vali arz eyledi ki: (Ya
emir-el müminin!
Safvan
ibni Süleym'dir, o bana
gösterdiğin.)
Halife, hizmetçiye
emretti ki bu sefer:
(Şu bir kese altını, şu
zata götürüp ver.)
Hizmetçi, kese ile ona
doğru giderken,
İbni Süleym anlayıp,
namaza durdu hemen.
Hizmetçi, başucunda
bekleyip kendisini,
Bitirince, arz etti o
altın kesesini.
Ve dedi ki: (Halife
gönderdi bunu size.
İhtiyacınız vardır,
sarfedin evinize.)
Buyurdu ki: (Bu işte
yanlışlık var kardeşim.
Zira benim, altın ve
gümüşle yoktur işim.)
Dedi: (Safvan değil mi
sizin ism-i aliniz?
Bunu size gönderdi,
lütfen kabul ediniz.)
Buyurdu: (İsim doğru,
lakin sen dinle beni.
Tekrar git, iyi öğren,
kime gönderdiğini.)
Hizmetçi, ayrılarak
gidince öğrenmeye,
O da, pabuçlarını giydi
ve gitti eve.
Bir gün de buyurdu ki:
Şeytan, bir müslümana,
Görünerek demiş ki: (Bir
şey diyeyim sana.
Bu sana diyeceğim,
doğrudur, bana inan.
Her ne olursa olsun,
gadaba gelme, aman!
Eğer öfkelenirsen, bil
ki elimizdesin.
Zira en zayıf anın, o
andır işte senin.
Eğer hakim olmazsan o
vakit sen kendine,
Ben hükümran olurum,
girip de bedenine.) |