|
38 - EBÜL ABBAS EL BASİR
(Rahmetullahi Aleyh)
Sade hayat yaşardı
Annesi, kucağına alarak
bu oğlunu,
Emzirip, ihtimamla
büyüttü sonra onu.
Vakta
ki bu çocuğu, geldi yedi
yaşına,
Kur'an
tilavetini öğretti önce
ona.
O, daha büyüyünce, ilme
verdi kendini.
Öğrendi ince ince islam
bilgilerini.
İnsanlardan uzak ve ayrı
bir hali vardı.
Dünyaya rağbet etmez,
sade hayat yaşardı.
Babası, o beldede sultan
olduğu halde,
Dünya nimetlerinden
etmezdi istifade.
İnsanlar derlerdi ki:
(Padişahtır babanız.
Siz ise, fakirane bir
hayat yaşarsınız.)
O buyurur idi ki:
(Doğrudur, öyle evet.
Lakin biz, ahirete
veririz ehemmiyet.
Bu dünya nimetleri,
sahtedir, vefasızdır.
Bu gün senin ise de,
yarın başkasınındır.
Halbuki ahirette ele
geçen nimetler,
Hakiki nimet olup, ebedi
devam eder.)
Ebül Abbas, sonradan
teşrif edip Mısıra,
Çok faideli oldu orada
insanlara.
Nil
nehri kıyısına, kurarak
dergahını,
Yıllarca tenvir etti o
yörenin halkını.
Öteki yakasında, vardı
başka evliya.
Mektuplaşırlar idi ikisi
ekseriya.
Ebül Abbas, ne zaman
yazsaydı mektubunu,
Nil
nehri üzerine koyardı
gidip onu.
(Ebüssüud) idi ki
karşıdaki veli zat,
Gidip, su üzerinden
alırdı onu bizzat.
Ebül Abbas, burada henüz
dergah kurmadan,
Biri, Ebüssüudun
hizmetindeydi her an.
Bu zata, yirmi sene
hizmet edip nihayet,
Sonunda, kendisinden
talep etti icazet.
Hocası buyurdu ki: (Bana
çok hizmet ettin.
Ve lakin benden olmaz,
senin mezuniyetin.
Mağrib
memleketinden gelir ki
bir evliya,
O, kurar dergahını, şu
karşıki kıyıya.
İsmi Ebül Abbastır,
yakında gelecektir.
Senin icazetini, o veli
verecektir.)
Birkaç gün geçmişti ki,
çağırdı onu yine.
Buyurdu ki: (O veli,
teşrif etti yerine.
Sen şimdi durma artık, o
zatın yanına git.
Ve çok hizmet eyle ki,
olasın çok müstefit.)
(Peki efendim) deyip,
geçti karşı kıyıya.
Gördü ki, teşrif etmiş o
dediği evliya.
Yaklaşıp, edep ile öptü
onun elini.
Ve lakin söylemedi ne
için geldiğini,.
Fakat o buyurdu ki: (Hoş
geldin ey evladım!
Seni yetiştirmektir
benim de tek muradım.
Allah, Ebüssüuda
versin ki çok hayırlar,
Himaye etti seni, biz
gelinceye kadar.)
O günden itibaren, ona
çok etti hizmet.
Yetişip, bu veliden aldı
mutlak icazet. |