|
38 - EBÜL ABBAS EL BASİR
(Rahmetullahi Aleyh)
Ceylanın oğlu
Endülüste yetişen
evliyadan biridir.
O yörenin halkını,
yıllarca etti tenvir.
İsmi Ahmed ise de, lakin
halk arasında,
(İbn-ül gazale) diye
tanınır daha fazla.
Endülüste dünyaya gelen
bu mübarek zat,
Mısırda yaşadı ve orada
etti vefat.
Onun İbn-ül gazale, yani
ceylanın oğlu,
Diye tanınması da,
esasen şöyle oldu:
O, dünyaya gelince, çok
güzel idi, ama,
Validesi baktı ki, iki
gözü de ama.
Babası sultan olup,
seferdeydi o zaman.
Annesi çok üzülüp, şöyle
düşündü o an:
Madem iki gözü de ama
doğdu bebeğim.
Böyle sakat çocuğu,
istemez belki beyim.
O, böyle düşünerek, beyi
henüz dönmeden,
O bebeği alarak, ayrılıp
gitti evden.
Şehir dışına çıkıp,
vardı tenha bir yere.
Oğlunu bir kenara
bırakıp, döndü eve.
Dedi: Beğim gelince,
derim, doğdu yavrucak.
Ve lakin yaşamayıp,
vefat etti çabucak.)
O, terk etti ise de
tenhaya çocuğunu,
Ve lakin Hak teâlâ, zayi
etmedi onu.
Gönderdi bir ceylanı
onun bu yavrusuna.
O gelip, muntazaman, süt
verdi her gün ona.
Bundan birkaç gün sonra,
sultan döndü seferden.
Evine girer girmez,
çocuğu sordu hemen.
Hanım dedi: (Efendi,
oldu bir erkek evlat.
Ve lakin yaşamayıp, aynı
gün etti vefat.)
Sultan üzüldüyse de onun
bu haberine,
Yine de razı oldu
Allahın takdirine.
Dedi ki: (O çocuğu
aldıysa cenab-ı Hak,
Daha hayırlısını ihsan
eder muhakkak.)
Aradan günler geçti, bir
gün yine bu sultan,
Adamlarını alıp, ava
gitti bir zaman.
Bir bölgeyi çevirip,
kontrole aldılar.
Sonra da, o halkayı
gittikçe daralttılar.
Az daha yaklaşınca,
gördüler ki bir çoğu,
Bir ceylan, emziriyor
çok güzel bir çocuğu.
Çok garibine gitti o
sultanın, işbu hal.
Merakla yanlarına
koşarak geldi derhal.
Görünce çok sevimli bir
erkek çocuğunu,
Şefkatle kucaklayıp,
bağrına bastı onu.
(O ölenin yerine, oğlum
bu olsun) diye,
O çocuğu alarak, dönüp
geldi geriye.
Hanımına gösterip, dedi:
(Hanım, işte bak.
Bu çocuğu gönderdi
bizlere cenab-ı Hak.
O ölenin yerine, bunu
ihsan buyurdu.
Av yerinde bir ceylan,
bunu emziriyordu.)
O bebeğin yüzüne bakar
bakmaz ilk daha,
Hatasına anlayıp,
başladı ağlamaya.
Zira tanımış idi, o
kendi bebeğini.
Hem de yalan söyleyip,
aldatmıştı beyini.
Anlattı hakikati hem
ağlaya ağlaya,
Sevinip şükrettiler,
Allahü teâlâya. |