|
36 - EBU OSMAN MAĞRİBİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Köpekten alınan ders
Evliya-yı kiramdan Ebu
Osman Mağribi,
Yoktu Mağrip ilinde
başka zat, onun gibi.
Zahiri ve batıni
ilimleri, bittamam,
Öğrenip, tasavvufta
kazandı hayli makam.
Büyüklerin yoluna
girmeden daha önce,
Zengindi, avlanmaya
meraklıydı bir nice.
Kendisine alışmış, hem
de çok sadık olan,
Köpeğiyle giderdi avına
çoğu zaman.
Ve her akşam süt içmek,
adetiydi bu zatın.
Yine içecekti ki,
sıcaktı sütü lakin.
Koyuldu beklemeye, süt
soğusun diyerek.
Lakin uyuyuverdi, zira
yorgun idi pek.
O esnada bir yılan girdi
o kap içine.
Zehirini,
o süte akıtıp çıktı
yine.
O sadık köpeği de kapıda
duruyordu.
Yılanın yaptığına, o
dahi vakıf oldu.
Ebu
Osman uyanıp, istedi
sütü içmek.
Ve lakin birden bire,
saldırdı ona köpek.
Bir şey anlamamıştı,
uzandı kaba yine.
Fakat köpek, bir daha
saldırdı üzerine.
Bir mana veremedi bu işe
Ebu Osman.
Zira sütü içmeye,
bırakmıyordu hayvan.
Uzandı üçüncü kez o sütü
almak için.
Fakat o, içmesine
vermedi yine izin.
O, ne zaman elini
uzatsaydı sütüne,
Köpeği de şiddetle
saldırırdı üstüne.
Lakin o bilmiyordu işin
hakikatini.
Dördüncü kez o süte
uzatınca elini,
Köpeği, son olarak
saldırdı ona tekrar.
Ve eğilip diliyle içti
sütten bir miktar.
O, şaşkınlık içinde
bakarken o hayvana,
Köpek, acı çekerek
başladı kıvranmaya.
Zehirin
tesiriyle, nihayet öldü
hemen.
Araştırıp, öğrendi
durumu çok geçmeden.
Üzüldü, çok ağladı bu
işin akabinde.
Bazı değişiklikler
oluverdi kalbinde.
Olan bu hadiseden, aldı
çok ders ve ibret.
Yaramaz işlerine, o gün
verdi nihayet.
Düşündü ki: Şu köpek,
bana sadakatinden,
Bırakmadı içeyim
zehirlenmiş o sütten.
Hayvan olduğu halde,
dikkat etti o buna.
Feda etti kendini
efendisi uğruna.
Halbuki benim de bir
efendim, Sahibim var.
Ve lakin sadakatim,
yoktur şu köpek kadar.
Allahü teâlânın kuluyum
ben de bizzat.
Lakin gösteremedim
hayvan kadar sadakat.
Heyhat! bunca yıllarım
gafletle geçmiş demek.
Beni, bu gafletimden
uyandırdı şu köpek.
Halisen
tövbe edip, girdi Allah
yoluna.
Dağıttı mallarını,
rıza-i Hak uğruna.
Yirmi sene çalışıp, bir
âlim oldu artık.
Ve Harem-i şerifte, kırk
yıl yaptı imamlık.
Öyle fazla idi ki edebe
riayeti,
Fazlasına, kimsenin
yetişmezdi takati. |