|
32 - İMAM-I ŞAFİİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Seyyide hürmet
İmam-ı Şafii ki, üstaddı
din ilminde.
Bir gün ders veriyordu,
Bağdatın camiinde.
Lakin ders arasında,
müteaddit defalar,
Ayağa kalkıp kalkıp,
oturuyordu tekrar.
Bu, o gün, tam on defa
böyle tekrar edince,
Bu hal, meraklandırdı
talebeyi iyice.
Dediler ki: (Efendim,
hikmeti ne ki acep,
Kalkıp oturursunuz ara ara
böyle hep?)
Buyurdu: (Seyyidlerden bir
çocuk var dışarda.
O, kapının önünde oynuyor
şu arada.
Lakin oyun icabı, bazan
kapı önünden,
Geçerken, kalkıyorum ona
hürmet yönünden.
Bir evlad-ı Resul ki,
ayaktadır o evlat,
Reva mıdır başkası otursun
böyle rahat?)
Talebeden biri de, bir
hadise nakleder:
Bir gün çıktık camiden,
İmam ile beraber.
O, cevap veriyordu benim
sorduklarıma.
O ara bir hizmetçi, koşup
geldi İmama.
Dikkat ettim, elinde
tutuyordu bir kese.
Dedi ki: (Efendimin çok
selamı var size.
O, hediye gönderdi, bu bir
kese altını.
Dedi ki: Bunlar ile,
görsün ihtiyacını.
Lütfen kabul buyursun,
göndermesin geriye.
Kendi için harcasın,
vermesin bir gayriye.)
Buyurdu ki: (Şuraya bırak
onu pekala.
Daha muhtaç olanı gönderir
Hak teâlâ.)
Hizmetçi, bir kenara
bıraktı o keseyi.
Merak etti, gelecek daha
muhtaç kimseyi.
İmam sürmemişti ki elini o
paraya,
Çok geçmeden, bir kimse
geliverdi oraya.
Arz etti ki: (Efendim, ben
fakir ve muhtacım.
Bilhassa bu günlerde nakte
var ihtiyacım.
Zira çocuğum oldu, hiç
param yok Vallahi.
Bebeği sarmak için, yok
evde bir bez dahi.
Allah için, şu ara çok
muhtacım paraya.
Biraz lütfederseniz,
derman olur yaraya.)
İmam, üzüntü ile dinledi o
kimseyi.
Ve işaret ederek, gösterdi
o keseyi.
Buyurdu ki: (Al götür,
altın varmış içinde.
Kullanırsın her türlü
ihtiyacın için de.)
Hiç elini keseye
dokundurmadan, yine,
Verdi onu, o gelen ihtiyaç
sahibine.
Halbuki kendi dahi muhtaç
idi buna pek.
Lakin onu, kendine tercih
etti severek.
Yine bir gün İmam-ı Şafii
hazretleri,
Mekkeye gelmiş idi, o ve
talebeleri.
Bir çadır kurdurarak,
Mekkeden dışarıda,
Gelen ziyaretçiyi, kabul
etti orada.
Akın akın gelerek,
sordular çok sualler.
Hepsinin müşkilini
halletti birer birer.
Yanında onbin dirhem
parası vardı ki hem,
Fakir olanlarına, dağıttı
dirhem dirhem.
Hepsini bitirince, memnun
oldu begayet.
Dedi ki: (Oh çok şükür,
rahat ettim nihayet.)
|