|
31 - ABDÜLAZİZ DİRİNİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Nefsin gıdası, haramlar
Abdülaziz Dirini, âlim ve
evliya zat.
Öğüt isteyenlere, şöyle
etti nasihat:
(Haramları öğrenip,
sakınınız pek fazla.
Farzları da öğrenip,
yapınız tam ihlasla.
Dinimiz üç kısımdır, ilim,
amel ve ihlas.
Biri noksan olursa,
müslümanlık tam olmaz.
Bu dünya bir hayaldir,
bitecek bir gün elbet.
Onun için dünyaya,
vermeyin ehemmiyet.
Dünya, Hak teâlânın men
ettiği şeylerdir.
Ona, ahmak olanlar değer
ve kıymet verir.
Aklı olan kul ise, çalışıp
ahirete,
Kavuşur bu suretle ebedi
saadete.)
Nasihat istemişti bir genç
de kendisinden.
Buyurdu ki: (Korusun,
Allah seni nefsinden.
O, senin düşmanındır,
nefsine verme fırsat.
Zira senin birinci vazifen
budur bizzat.
İnsanlar sana nasıl
davransın istiyorsan,
Sen de, başkalarına öyle
davran her zaman.
Ey insan, gafil olma,
ölürsün bugün yarın.
O gün olmaz faydası, sana
yakınlarının.
Çok iyi hazırlan ki, ölüm
ve sonrasına,
O gün, başkalarının
faydası olmaz sana.
Ve senin, kabir diye
mekanın var ki bir de,
Bu ömürden daha çok
kalırsın o kabirde.)
Bir gün de buyurdu ki:
(Allahü teâlânın,
Sevgisine kavuşmak isteyen
bir insanın,
Önce, itikadını düzeltmesi
lazımdır.
Sonra fıkıh öğrenip,
bunları yapmalıdır.
Sonra yapılacak iş,
kavuşmaktır ihlasa.
Kalbi temizlemektir
masivadan bilhassa.
Bir kalp ki, tutulmuşsa
Sahibinden gayriye,
O kalp hasta demektir,
muhtaçtır tedaviye.
Hatta kurtulmadıkça kalp
bu hastalığından,
Hiç hakiki imana kavuşamaz
o insan.
Yani islamiyet’e uymak
hayli güçleşir.
Farzı yapmak zahmetli,
haramlar tatlı gelir.
Kalbin, bu hastalığa
yakalanmasına, hep,
Nefsin arzularına uymaktır
asıl sebep.
Çünkü nefis, Allah’a
düşmandır, hem de fazla.
Ona ibadet etmek, arzu
etmez o asla.
Nefis, haddizatında
kendine de düşmandır.
İnsana, haramları
işletmekten zevk alır.
Eğer islamiyet’e uyarsa
bir kimse tam,
Kalbi, bu hastalıktan
kurtulup, olur sağlam.
Hatta islamiyet’i iyi
tatbik ettikçe,
Nefis gıdasız kalıp,
zayıflaşır gittikçe.
Haram ve günahlardır zira
nefsin gıdası.
Haram işlememekle olur iyi
olması.)
|