|
30 - ABDÜLVEHHAB-I
ŞA'RANİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Helal lokma yemeli
Abdülvehhab
Şa’rani buyurur: (Bir yaz günü,
Ziyarete gitmiştim, bir
islam büyüğünü.
Girince selam verdim, o
aldı selamımı.
Sonra yüzüme bakıp, sual
etti adımı.
(Abdülvehhab) deyince,
dedi ki: (Senelerdir,
Seni görmek isterdim, geç
otur, işte sedir.)
Sonra tutup elimi, sıktı
ki öyle benim,
Sanki bir mengeneye
sıkıştı o an elim.
Dedim ki: (Çok büyük bir
kuvvete sahipsiniz.
Halbuki bana göre,
yaşlısınız hayli siz.)
Dedi ki: (Bak evladım,
elimdeki bu kuvvet,
Ta gençliğimden beri
aynıdır, itimad et.
Zira hep helal lokma
kazanıp, onu yedim.
O helal lokmalardan, hasıl
oldu kuvvetim.
Yüzkırküç
yaşındayım hem dahi şu anda ben.
Hiçbir gün ayrılmadım,
helal lokma yemekten.
Lakin bu gün, malesef kötü
olmuş insanlar.
Helal-haram demeden,
yiyorlar ne bulsalar.
İnsanlar arasından,
kalkmış sevgi, muhabbet.
Çirkin olan haramlar,
olmuş moda ve adet.
Belalar karşısında, yok
tevekkül ve sabır.
Dine karşı insanlar,
olmuşlar kör ve sağır.
Allah’ın takdirine, yok
tevekkül ve rıza.
Dünyalık sebeplerle,
ederler kavga, niza.
Ey oğlum, kötülerin hali
böyle velhasıl.
Şimdi, iyi insanı
anlatayım ben asıl.
O, okuyup öğrenir, önce
ilmihalini.
Sonra da, buna göre
düzeltir her halini.
Eğer günah işlerse,
üzülür, kalbi yanar.
O, çıkmaz hatırından, ta
ölünceye kadar.
İyi iş yapsa dahi,
kusurlu, noksan bulur.
Hatta onu unutup, hiç
hatırlamaz olur.
Gece gündüz, kendini, hep
çeker ki hesaba,
Düşmesin ahirette
Cehenneme, azaba.
Dünya düşüncesini, söküp
atar içinden.
Kurtulmaya çalışır,
Cehennem ateşinden.
Gönlünden, tam olarak atar
uzun emeli.
Zira iyi bilir ki, çok
yakındır eceli.
Kötü bilmez kimseyi, asla
yapmaz su-i zan.
Bunun çirkinliğini,
bilmiyor çoğu insan.
Halbuki bir müslüman, çok
nafile ibadet,
Yaparak, ömür boyu eylese
buna gayret,
Bunlardan kazandığı o
sevapları, yine,
Mesela terazinin koysalar
bir gözüne,
Öbürüne de, bir tek (su-i
zan) seyyiesi,
Konulsa, ağır gelir bu
günahın kefesi.
Çünkü kul hakkı olup,
vebali çok büyüktür.
Ahirete kalırsa, tahammülü
zor yüktür.
|