|
30 - ABDÜLVEHHAB-I
ŞA'RANİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Sineği kurtarınca
Abdülvehhab
Şarani, keramet ehli
bir zat.
Hürmetine, bir nice
hastalar buldu sıhhat.
Bu mübarek velinin,
vardı ki bir zevcesi,
Hareketsiz kalmıştı, bir
gün felç neticesi.
Abdülvehhab
Şarani, buyurur ki: Bu
hale,
Ben de, elde olmadan
üzüldüm fevkalade.
Ve ne yapacağımı
bilmeden bekler iken,
Gaibden, kulağıma şu
nida geldi birden:
(Ey Abdülvehhab kalk da,
şu anda dışarı çık.
Yandaki boş odada, bir
delik var ufacık.
Yuva yapıp, ağ kurmuş
deliğe bir örümcek.
Ve onun tuzağına, düşmüş
küçük bir sinek.
Çok çaba gösteriyor
kurtulmak maksadıyle.
Sanki imdat istiyor,
lisanı hali ile.
Onu halas edersen
örümceğin elinden,
Zevcen dahi çabucak
kurtulur bu derdinden.)
Gidip buldum odada,
delik ve örümceği.
Ve gördüm ağlarına
takılan o sineği.
Fena kaptırmış idi
kendisini o ağa.
Çırpınıp duruyordu,
tuzaktan kurtulmağa.
Sineği, bir çöp ile
kurtarıp o halinden,
Dönüp, sonra zevcemin
yanına geldim hemen.
Baktım ki, duruyordu
sapa sağlam ayakta.
Halbuki biraz önce,
yatıyordu yatakta.
Bir kimse anlatır ki:
Şeytan aldatmasıyle,
Yanlış bir itikada
saplanmıştım vaktiyle.
Derdim ki: (Hiçbir
kimse, bir ihtiyacı
için,
Yardımına ihtiyaç duymaz
başka kişinin.
Dileğini, Allahtan
istemeli kul esas.
Araya başkasını koyarsa,
uygun olmaz.
Şu zatın hürmetine diye
dua eylemek,
O inancıma göre, münasip
değildi pek.)
Lakin Resulullahı rüyada
gördüm bir gün.
Abdülvehhab
Şarani, yanındaydı
Resulün.
Mübarek ellerini öpmek
istedim, fakat,
Resulullah,
bana hiç etmiyordu
iltifat.
Çaresiz Abdülvehhab
Şaraniye yalvardım.
Dedim: (Lütfen acıyıp,
ediniz bana yardım.
Siz vesile olup da,
götürün ona beni.
Sizin hürmetinize,
öpeyim ellerini.)
O da merhamet edip,
gözlerimin yaşına,
Gidip rica eyledi
Peygamber-i zişana.
O vesile olunca, çağırdı
Resulullah.
Gittim ve ellerini öptüm
elhamdülillah.
Uyanınca, hatamı anlayıp
tövbe ettim.
Ve hemen o velinin
medresesine gittim.
Mübarek ellerini öperek
o büyüğün,
Talebesi olmakla
şereflendim aynı gün. |