|
29
- ALİ BİN ŞİHAB
(Rahmetullahi Aleyh)
İnsanın şerefi
Ali ibni Şihab ki,
evlad-ı Resuldendir.
Hem o devrin, en büyük
din âlimlerindendir.
Geçirirdi vaktini,
hizmet ve ibadetle.
Vakar sahibi olup,
heybetliydi gayetle.
Boş duran insanları
görse idi o eğer,
Derdi ki:
(Ey insanlar, çok
kısadır ömürler.
Boşa geçirmeyin ki
vaktinizi siz şu an,
Yoksa, mahşer gününde
olursunuz çok pişman.)
Sülale-i Resulden olduğu
halde bile,
Derdi: (Doğru değildir,
öğünmek nesebiyle.
İnsana şeref veren, ilim
ve edebidir.
Bir de ameli olup, neseb
ve mal değildir.
Bilal-i Habeşiyle hem
Selman-ı Farisi,
İman etmeden önce, köle
idi ikisi.
Lakin Resulullahın, bir
an durup yanında,
Manevi sultanlığa
yükseldiler anında.)
Derdi ki: (Mühim olan,
değildir çok ibadet.
Günahlardan sakınmak,
mühimdir daha elbet.
Hak teâlâ indinde,
kıymetli olmak için,
Haramlardan kaçması
lazımdır her kişinin.)
Ömrünün sonlarında,
hacca gitti bir kere.
Dönüp, hiç dinlenmeden
başladı hizmetlere.
Dediler ki: (Efendim,
uzak yoldan geldiniz.
Hiç olmazsa birkaç gün
evde dinlenseydiniz.)
Buyurdu: (Dinlenmeye
gelmedik bu dünyaya.
Bizlere, çalışmayı
emretti Hak teâlâ.
Vakit, keskin bir kılıç
gibidir ey insanlar!
İyi kullanılırsa, insana
fayda sağlar.)
Hac'dan sonra, çoğaldı,
ağlaması ve hüznü.
Gözünden akan yaşlar,
ıslatırdı yüzünü.
Hayatından bahsedip
önceki velilerin,
Sonra, bir nefes aldı
çok hüzünlü ve derin.
Dedi: (Onlar gittiler,
atlı kafilelerle.
Biz onları izleriz,
topal bir merkeb ile.
Biz takib ediyoruz o
büyüklerimizi.
Onların yollarından,
ayırma ya Rab bizi.)
Oğlu naklediyor ki:
Babam Ali bin Şihab,
Derdi ki: (Hep helalden
yememiz eder icab.
Helalle beslenirse bir
beden tam olarak,
Ölürse, o bedeni
çürütemez bu toprak.)
Buna, bazı kimseler
itiraz ederlerdi.
(Peygamber ve Sıddıklar,
hiç çürümez) derlerdi.
Babamın vefatından,
geçince yirmi sene,
Halk içinde, bu mevzu
gündeme geldi yine.
Bunun doğruluğunu görmek
için aşikâr,
Babamın mezarını, bir
gün gidip açtılar.
Hiç çürümemiş görüp,
düştüler bir hayrete,
O zaman inandılar bu
açık hakikate. |