|
28
- AHMET BİN ÖMER ZEYLAİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Keramet sahibiydi
İbni Ömer Zeylai, âlim
ve veli bir zat.
Binüçyüzdört
yılında, Yemende etti
vefat.
İslamın
ilm-i zahir ve ilm-i
batınında,
En çok bilgi sahibi, o
idi zamanında.
Civardaki bir köye
gitmişti bir zamanlar.
O köyde, susuzluktan
muzdaripti insanlar.
İbni Ömer, acıdı
insanların haline.
Ellerini kaldırıp, dua
etti Rabbine:
(Ya Rabbi, susuzluktan,
kulların cümle mağdur.
Lütfedip, bu beldeye
ihsan et biraz yağmur.)
O an gökte bulutlar,
geldiler bir araya.
Ve bir yağmur yağdı ki,
mahlukat doydu suya.
Yine bir yer vardı ki,
(Halep vadisi) diye,
Halkı, hürmet duyardı bu
mübarek veliye.
Ziyaret ederlerdi, ara
ara bu zatı.
Zira çok tesirliydi öğüt
ve nasihatı.
Bir gün de bu evliya,
onların beldesine,
Teşrif edip, neşe ve
sürur verdi hepsine.
Onlar çok sevinerek,
dediler: (Efenim, biz,
Kuraklık illetinden
begayet muzdaribiz.
Aylardır, bir damla su
düşmedi beldemize.
Bu yüzden çok meşakkat,
ızdırap geldi bize.
Bir akarsuyumuz var,
akmıyor o da fakat.
Bu susuzluğa karşı,
kalmadı bizde takat.)
İbni Ömer dinleyip,
üzüldü gayet buna.
Onlardan birisini,
çağırdı huzuruna.
Buyurdu: (Şu ırmağın
başına git de hele,
Akmasını rica et,
Allahın izni ile.)
(Peki) deyip, gitti ve
seslendi ki: (Ey ırmak!
Allahü teâlânın izni ile
haydi ak!)
O kişi, bu sözleri
söyleyince ırmağa,
Baktı ki, biden bire su
başladı akmağa.
Bir oğlu olduğunda, yine
bu mübarek zat,
İlk evvela ağlayıp,
sonradan güldü fakat.
Yakınları sordu ki:
(Efendim, az önce siz,
Niçin öyle ağlayıp,
sonra gülümsediniz?)
Buyurdu: (Bana malum
oldu ki, bu evladım,
Boğulup ölecektir, çok
üzülüp ağladım.
Sonra bildirildi ki, bu
evladımdan fakat,
Gelir ki bu dünyaya şanı
büyük bir evlat,
Onun, tasavvuftaki
atacağı ilk adım,
Olacak şu andaki benim
en son makamım.
Rabbim, bana böyle bir
torun vereceğinden,
Ağlamayı bırakıp,
sevinçten güldüm hemen.)
Yıllar sonra, bu sözü
aynen oldu hakikat.
Oğlu (İsa), bir suda
boğulup etti vefat.
Ve (Muhammed) adında,
oldu ki bir torunu,
Yaydı bütün cihana, ilim
ve feyz nurunu. |