ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhara Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

17 - AHMET BİN HARP (Rahmetullahi Aleyh)

Müslümanın gönlü kırık olmalıdır. (Kelam-ı kibar) 

Dehri iman ediyor

 

Bizanslılar devrinde, bir doktor yaşıyordu.

Allaha inanmıyor, hâşâ (yoktur) diyordu.

 

O, semavi dinlerden, inanmazdı birine.

Derdi ki: (Var olmuştur, âlem kendi kendine.

 

Yoktur bu kainatı bir yaratan, var eden.

Bana, isbat eylesin, aksini varsa diyen.

 

Kim ikna eder ise, beni kendi fikrine,

Ben dahi gireceğim, o kimsenin dinine.)

 

Halk ifsad oluyordu, zehirli sözlerinden.

Hıristiyan âlemi, aciz kaldı elinden.

 

Bunu, krallarına, gidip haber verdiler.

(Bu dinsizi, biz ikna edemedik) dediler.

 

Kralın da o ara, geldi ki hatırına:

Göndereyim bunu ben, müslüman diyarına.

 

Onların âlimleri, daha çok bilgilidir.

Bu dehrinin haddini, ancak onlar bildirir.

 

Bir de mektup yazarak islam hükümdarına,

Dedi: (Dinsiz bir doktor gönderiyorum sana.

 

Kendisi dehri olup, tanımıyor Rabbini.

Bildirsin ulemanız, bu dehriye haddini.)

 

Haber saldı hükümdar, Ahmed bin Harb’e hemen.

O dahi hükümdara, buyurdu ki cevaben:

 

(Hazırlayın sarayda, münazara yerini.

Ben biraz gecikirim, az beklesin o beni.)

 

Ahmed-i harb, meclise geç gelince bilerek,

Sordu dehri: (Ne için, geç kaldınız?) diyerek.

 

Buyurdu ki: (Ben abdest almak için, Dicle'ye,

Gidince, şahit oldum gayet tuhaf bir şeye.)

 

(Ne gördünüz?) deyince, buyurdu: (Biraz evvel,

O suyun kenarında, ağaç vardı çok güzel.

 

Baktım, yere yıkıldı, sonra o ağaç yine,

Biçilip tahta oldu, hemen kendi kendine.

 

Sonra da bu tahtalar, insan eli değmeden,

birbiriyle birleşip, bir sandal oldu hemen.

 

Kayıkçısız, küreksiz, başladı yürümeye,

Bu sebeple geciktim, yanınıza gelmeye.)

 

Dehri bunu dinleyip, dedi ki: (Bu, delidir.

Bu saçma sözleri de, bunun bir delilidir.)

 

Buyurdu ki: (Ey ahmak, vazgeç bu gururundan.

Senin saçmalarının, bir farkı var mı bundan?

 

Sen dersin ki: Bu âlem, olmuş kendi kendine.

Bu sözün, uyuyor mu hiç bir akla ve dine?

 

Bir sandal ki, ustasız yapılamazsa madem,

Nasıl kendi kendine oldu bu koca âlem?

 

Bir âlem ki, içinde, ne ince sanatlar var.

Ay, güneş sistemleri, milyonlarca yıldızlar.

 

Akılları şaşırtan, bu incelikleriyle,

Bu âlem, hiç sahipsiz olur mu, peki söyle?)

 

Dedi ki: (Çok haklısın, lazım elbet bir yapan.)

Şehadeti getirip, imana geldi o an.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan