|
17 - AHMET BİN HARP
(Rahmetullahi Aleyh)
Müslümanın gönlü kırık
olmalıdır.
(Kelam-ı kibar)
Dehri iman ediyor
Bizanslılar devrinde,
bir doktor yaşıyordu.
Allaha inanmıyor, hâşâ
(yoktur) diyordu.
O, semavi dinlerden,
inanmazdı birine.
Derdi ki: (Var olmuştur,
âlem kendi kendine.
Yoktur bu kainatı bir
yaratan, var eden.
Bana, isbat eylesin,
aksini varsa diyen.
Kim ikna eder ise, beni
kendi fikrine,
Ben dahi gireceğim, o
kimsenin dinine.)
Halk ifsad oluyordu,
zehirli sözlerinden.
Hıristiyan âlemi, aciz
kaldı elinden.
Bunu, krallarına, gidip
haber verdiler.
(Bu dinsizi, biz ikna
edemedik) dediler.
Kralın da o ara, geldi
ki hatırına:
Göndereyim bunu ben,
müslüman diyarına.
Onların âlimleri, daha
çok bilgilidir.
Bu dehrinin haddini,
ancak onlar bildirir.
Bir de mektup yazarak
islam hükümdarına,
Dedi: (Dinsiz bir doktor
gönderiyorum sana.
Kendisi dehri olup,
tanımıyor Rabbini.
Bildirsin ulemanız, bu
dehriye haddini.)
Haber saldı hükümdar,
Ahmed bin Harbe hemen.
O dahi hükümdara,
buyurdu ki cevaben:
(Hazırlayın sarayda,
münazara yerini.
Ben biraz gecikirim, az
beklesin o beni.)
Ahmed-i harb, meclise
geç gelince bilerek,
Sordu dehri: (Ne için,
geç kaldınız?) diyerek.
Buyurdu ki: (Ben abdest
almak için, Dicle'ye,
Gidince, şahit oldum
gayet tuhaf bir şeye.)
(Ne gördünüz?) deyince,
buyurdu: (Biraz evvel,
O suyun kenarında, ağaç
vardı çok güzel.
Baktım, yere yıkıldı,
sonra o ağaç yine,
Biçilip tahta oldu,
hemen kendi kendine.
Sonra da bu tahtalar,
insan eli değmeden,
birbiriyle birleşip, bir
sandal oldu hemen.
Kayıkçısız, küreksiz,
başladı yürümeye,
Bu sebeple geciktim,
yanınıza gelmeye.)
Dehri
bunu dinleyip, dedi ki:
(Bu, delidir.
Bu saçma sözleri de,
bunun bir delilidir.)
Buyurdu ki: (Ey ahmak,
vazgeç bu gururundan.
Senin saçmalarının, bir
farkı var mı bundan?
Sen dersin ki: Bu âlem,
olmuş kendi kendine.
Bu sözün, uyuyor mu hiç
bir akla ve dine?
Bir sandal ki, ustasız
yapılamazsa madem,
Nasıl kendi kendine oldu
bu koca âlem?
Bir âlem ki, içinde, ne
ince sanatlar var.
Ay, güneş sistemleri,
milyonlarca yıldızlar.
Akılları şaşırtan, bu
incelikleriyle,
Bu âlem, hiç sahipsiz
olur mu, peki söyle?)
Dedi ki: (Çok haklısın,
lazım elbet bir yapan.)
Şehadeti
getirip, imana geldi o
an. |