|
16 - EBU SAİD-İ EBÜL
HAYR
(Rahmetullahi Aleyh)
Ne büyük veli imiş
Hace Ebu Saidin var idi
ki bir oğlu,
O, mektebe gitmekten,
çekinip korkuyordu.
Mektebe gitmemekti
arzusu onun bir tek.
Söyledi babasına, o bunu
üzülerek.
O zaman Ebu Said, bu
oğluna dedi ki:
(Madem istemiyorsun,
mektebe gitme peki.)
Adı Ebu Tahirdi, sardı
onu bir sevinç.
Dedi: (Yani mektebe,
gitmeyecek miyim hiç?)
O, gözünü kapayıp daldı
bir tefekküre.
Sonra, şöyle buyurdu
oğlu Ebu Tahire:
(Ey oğlum Ebu Tahir,
mektebe gitme, peki.
Ama Feth suresini
ezberle elbette ki.)
(Peki baba!) diyerek,
sevindi gayet buna.
Ve Fetih suresini, hıfz
etti baştan sona.
Aradan yetmiş sene
geçmişti ki, bir vakit,
Ayrıldı bu dünyadan
babası Ebu Said.
Sonra, kendisinin de
yaşı ilerleyince,
Maddi yönden fakir ve
muhtac oldu bir nice.
Ve İsfehan hakimi Hace
Nizamülmülkün,
Huzuruna gitmeye, karar
verdi o bir gün.
Ve gidip görüşerek,
takdim etti kendini.
Söyledi maddi yönden
sıkıntı çektiğini.
O hakim, kendisine
yaparak izzet, ikram,
Bütün ihtiyacını yerine
getirdi tam.
Lakin adamlarından biri
vardı, fitneci,
Ona olan ihsandan,
sıkıldı hemen içi.
Gelip dedi: (Efendim,
siz ne yapıyorsunuz?
Kime ihsan yaptınız, hiç
tanıyor musunuz?
O, gayet cahil olup,
ilgisi yok ilimle.
Ve Kur'an-ı kerimi
okumak bilmez bile.)
Üzüldü Nizamülmülk ve o
şahsa dedi ki:
(Madem böyle diyorsun,
isbat et bunu peki.
Benim hüsn-ü zannım var
Kur'an okuduğuna.
İstersen çağıralım, sen
bir şey okut ona.)
İlim ehli zatlardan,
meclis hazırladılar.
Sonra, Ebu Tahiri oraya
çağırdılar.
Hakim, o fitneciye dedi
ki gayet rahat:
(Her hangi bir sureyi,
söyle, etsin kıraat.)
Fitneci düşündü ki,
zorca olsun bilhassa.
Dedi: (Feth suresini
okusun biliyorsa.)
Ebu Tahir, bir güzel
okuyup o sureyi,
Mahcub etti böylece, o
fitneci kimseyi.
Ve lakin hem okuyor, hem
de çok ağlıyordu.
Gözlerinden, sel gibi
yaşlar boşanıyordu.
Sorunca Nizamülmülk
ağlama hikmetini,
Anlattı babasının, işbu
kerametini.
Nizamülmülk dedi ki: (Ne
büyük veli imiş.
Yetmiş sene sonraki
hadiseyi bildirmiş.) |