|
16 - EBU SAİD-İ EBÜL
HAYR
(Rahmetullahi Aleyh)
Seninle işimiz var
Hasen Müeddeb adlı var
idi ki bir kişi,
Ticaret yapmak idi
yegane onun işi.
Bu zat, Ebu Saidin
gelip memleketine,
Onu çok merak edip,
gitti ziyaretine.
Aslında evliyaya
inanmazdı hiç bu zat.
Nasıl bir kimse? diye,
merakı vardı fakat.
Bu tüccarı görünce, Ebu
Said Ebül Hayr,
Buyurdu ki: (Gel otur,
seninle işimiz var.)
Konuşurken, içeri girdi
fakir bir kimse.
Dedi: (Verir misiniz
bana bir tek elbise?)
Tüccar, niyet etti ki,
versin ona bir gömlek.
Vaz geçti sonra lakin,
onu fazla görerek.
Zira düşünmüştü ki: Bu,
bana hediyedir.
Hem de kıymetli olup, on
altın değerdedir.
O ara bu veliye sual
sordu bir adam.
Dedi ki: (Nasıl gelir,
Rabbinden kula ilham?)
Buyurdu ki: (Kardeşim,
az önce, Hak teâlâ,
Bir gömlek hususunda,
ilham etti bir kula.
O, vaz geçip dedi ki:
Hediyedir, veremem.
On altın değerinde, bir
kıymeti vardır hem.)
O an tüccarın kalbi,
değişti birden bire.
Gömleğini çıkarıp, hibe
etti fakire.
Bir gün de, gencin biri,
kervan ile bir yola,
Çıkmıştı ki, bir yerde
kervanı verdi mola.
Yorgun ve uykusuzdu,
uyudu az bir zaman.
Uyanınca baktı ki,
kervan gitmiş oradan.
Sağa sola bakınıp,
kimseyi görmeyince,
Onu, bu ıssız çölde,
korku sardı iyice.
Bastırdı sonra onu, bir
susuzluk ve açlık.
Hayattan ümidini
kesmişti o genç artık.
O anda, uzaklarda gördü
yeşil bir mahal.
Gücünü toparlayıp, oraya
vardı derhal.
Çeşmede abdest aldı ve
kıldı iki rekat.
Biraz sonra oraya,
uzaktan geldi bir zat.
Uzun boylu, heybetli,
gür sakallı ve beyaz.
Sevimli bir zat idi, o
dahi kıldı namaz.
Bitirince, genç hemen
yaklaşarak yanına,
Dedi ki: (Ey efendim,
yardım et lütfen bana!
Zira ben, kervanımı
kaybettim az ilerde.
Açlık ve susuzluktan,
öleceğim bu yerde.)
O sırada bir arslan
geçiyordu öteden.
Bir el işaretiyle
çağırdı onu hemen.
Gelince, bir şey dedi
eğilip kulağına.
Sonra gence dedi ki:
(Haydi korkma, bin
buna!)
Bir kaç adım gidince,
arslandan indi yine.
Gördü ki, vasıl olmuş
kendi memleketine.
Ve sonra işitti ki, Ebu
Said Ebül Hayr,
Adında bir veli zat, o
yere uğradılar.
Ziyaretine gidip, gördü
ki genç bu sefer,
Kendisini arslana
bindiren zatmış meğer. |