|
16 - EBU SAİD-İ EBÜL
HAYR
(Rahmetullahi Aleyh)
Devrinin bir tekiydi
Dokuzyüz altmışyedi
miladi senesinde,
Tevellüd eylemiştir
Horasan beldesinde.
Evliyanın büyüğü olan bu
mübarek zat,
Seksen iki yaşında bu
yerde etti vefat.
Henüz çocuk idi ki,
babası onu ilkin,
Camiye götürmüştü, Cuma
namazı için.
Ve yolda götürürken
babası bu oğlunu,
Evliya-yı kiramdan bir
kimse gördü onu.
Ebül Kasım Gürgani idi
ki bu büyük zat,
Yaklaşıp ilgilendi
çocukla hemen bizzat.
Babasına dönerek,
buyurdu ki: (Kardeşim,
Bunu bize getir ki,
onunla vardır işim.)
Babası (Peki) deyip bu
velinin emrine,
Namaz kılıp, oğlunu
götürdü hanesine.
Ebu Said diyor ki:
Duvarda, hayli yüksek,
Bir raf ve üzerinde
duruyordu bir ekmek.
O sırada, babama buyurdu
ki o veli:
(Bu çocuğu kaldır da,
raftan alsın ekmeği.)
Babam, beni o rafa
kaldırınca çabucak,
O ekmeği aldım ki, gayet
taze ve sıcak.
Ebül Kasım, ekmeği,
bölüverdi ikiye.
Birini bana verip,
buyurdu ki: (Bunu ye!)
Kendi de biraz yiyip ve
babama dönerek,
Buyurdu: (Otuz yıldır o
raftadır bu ekmek.
Bana ilham oldu ki: Bu,
her kimin elinde,
Sıcak olsa, o, büyük
veli olur devrinde.
Sana müjde olsun ki, o,
senin bu oğlundur.
Büyüyünce, çok büyük
âlim ve veli olur.)
Ebu Said, o günden
başladı tahsiline.
On senede, her ilmin
vakıf oldu hepsine.
Bir gün, Serahs şehrinde
dolaşırken dağlarda,
Ehl-i hal bir kimseye
rastladı oralarda.
Oturmuş, kaftanını
yamıyordu o kişi.
Yaklaşıp, o kimseden
kesiverdi güneşi.
Yani düştü gölgesi, o
zatın kaftanına.
O, yamayı dikerken,
şöyle bir baktı ona.
Dedi: (Ey Ebu Said, işte
bu yama ile,
Birlikte, bu kaftana
diktim ben seni bile.)
O da, Ebu Saidin manen
üstünlüğünü,
Kalp gözüyle görerek,
söyledi bu sözünü.
Ve elinden tutarak,
götürdü üstadına.
Ebül Fadl-ı Serahsi, bir
defa baktı ona.
Buyurdu: (Maksadımız
şudur ki ey evladım!
İnsanları, hak yola
çekelim adım adım.
Yüzyirmidört bin kadar
Peygamberler de zaten,
Bu işi yapmak için
gelmişlerdir esasen.)
Ruhlara hayat veren bu
sözleri, o vakit,
Kendinden geçer gibi
dinledi Ebu Said.
O günden devam etti bu
velinin dersine.
Yükseldi tasavvufun
yüksek derecesine. |