ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhara Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

15 - EBÜL HASAN HARKANİ (Rahmetullahi Aleyh)

Kutb-u âlem

 

Talebesinden biri, gelerek huzuruna,

Dedi ki: (İzninizle gideyim mi Lübnan'a?

 

Zira duydum, o yere uğrarmış Kutb-u âlem,

Gidip onu görürsem, olur mu istifadem?)

 

Hiç bir şey söylemeyip, gitmeye verdi izin.

O dahi çıktı yola, o Kutb’u görmek için.

 

Günlerce yol yürüyüp, kalmadı hiç takati.

Lübnan’a varır varmaz, gördü bir cemaati.

 

Bir de cenaze vardı musalla üzerinde.

Lakin onlar, sessizce otururdu yerinde.

 

Bu hal, o talebenin gitti çok garibine.

Yaklaşıp, şöyle sordu cemaatten birine:

 

(Cenaze namazını kılmazsınız, ne için?

Ve acep sırrı nedir bu sessiz bekleyişin?)

 

Dedi: (Kutb-u âlemi bekleriz bizler şu an.

Sen dahi otur bekle, teşrif eder birazdan.)

 

O bunu öğrenince, sevindi için için.

Çünkü o da gelmişti, o Kutb’u görmek için.

 

Bir köşeye çekilip, oturmuş bekler iken,

Birazdan o cemaat, kalktılar hepsi birden.

 

O da kalktı ayağa, şaşkına döndü fakat.

Zira kendi üstadı Ebül Hasan’dı o zat.  

 

Dedi: Benim hocammış beklediğim o kutup.

Ve kendi kendisine utandı, oldu mahcup.

 

Bu durum karşısında, dehşete düştü birden.

Bu halin tesiriyle, geçiverdi kendinden.

 

Kendine geldiğinde, bitmiş gördü işleri.

Üstadı da, namazı kıldırıp gitmiş geri.

 

Derhal sual etti ki cami cemaatine:

(O giden zat, buraya teşrif eder mi yine?)

 

Dediler: (Kutb-u âlem, hemen her gün, beş defa,

Teşrif edip, namazı bu yerde eder ifa.)

 

Dedi ki: (Ben de onun talebesiyim heyhat!

Kutup o olduğunu, bilmezdim önce fakat.

 

Duymuştum, Kutb-u âlem sık gelirmiş bu yere.

Harkan'dan, ta buraya geldim onu görmeye.

 

Ve hatta gelmek için, almıştım ondan izin.

Lakin şimdi öğrendim iç yüzünü bu işin.

 

Ben Kutb'u görmek için, aştım dağlar tepeler.

Öğrendim ki o Kutup, hocammış benim meğer.

 

Şimdi ben ne yapayım, üzmüş oldum kendini.

Siz şefaat edin de, affetsin hocam beni.)

 

Dediler: (Gelir yine, öbür namaz vaktine.

O gelince, halini arz edersin kendine.)

 

Koyuldu beklemeye, çok perişandı hali.

Az sonra teşrif etti Ebül Hasan Harkani.

 

Bin pişmanlık içinde yanlarına giderek,

Affını talep etti, halini arz ederek.

 

Üstadı, eli ile tuttu onun elini.

O, bir anda Harkan'da buluverdi kendini.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan