|
08 - MUHAMMED ŞÜVEYMİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Sevdiğine kavuşmak
Dokuzuncu asırda yetişen
evliyadan,
Biri dahi, Muhammed
Şüreymidir o zaman.
Bu zat, talebesine der
idi ki her derste:
(Hatırlayın Allah'ı, her
an ve her nefeste.
Eğer unutmazsanız
Rabbinizi hiç bir an,
Kurtarır O da sizi,
cümle sıkıntılardan.)
Bir gün, biri gelerek bu
velinin yanına,
Dedi ki: (Bir derdim
var, yardım et lütfen
bana.)
Derdiyse, bir kadınla
evlenmek istiyordu.
Kadın ise, aksine, bunu
istemiyordu.
Gösterip bir odayı, ona
o mübarek zat,
Buyurdu ki: (Şuraya, gir
ve kapıyı kapat.
O kadının ismini, söyle
devam üzere.
Muradın, tez zamanda
hasıl olur bu kere.)
O kimse (Peki) deyip,
odaya girdi naçar.
O kadının ismini,
söyledi tekrar tekrar.
Öyle ki, yemek dahi
yemeden, gündüz gece,
O kadının ismini
söylüyordu sadece.
Bir kaç gün geçmişti ki
hadise üzerinden,
O kadın, bir gün gelip,
kapıyı çaldı birden.
Açmadan sordu o da: (Siz
kimsiniz?) diyerek.
Kadın, kapı dışından
seslendi sevinerek.
Dedi ki: (Ben, falanca
kadınım, beni dinle.
Bil ki ben, evlenmeye
razı oldum seninle.)
O anda, o kimseye,
erişti bir hidayet.
Kadınla görüşmeyip,
teklifini etti red.
Düşündü ki: Bir kişi,
severse birisini,
Madem ki kavuşuyor, çok
söylerse ismini,
Öyleyse, insanlarla
uğraşmaya ne gerek.
Rabbime kavuşurum,
ismini söyleyerek.
O günden itibaren, o
kişi, gündüz gece,
Allah'ın zikri ile
meşgul oldu böylece.
Beş gün geçmiş idi ki,
görüldü tesirleri.
Kalp gözü açılarak, oldu
kâmil bir veli.
O, bir gün buyurdu ki:
(Mümini çekiştirmek,
Allah'ın men ettiği bir
iş ki, fecidir pek.
Halbuki o büyükler,
yazmış ki kitaplarda:
Bir müminin ismini,
görsen eğer duvarda,
O müminin ismine, saygı
hürmet yönünden,
Önünü ilikleyip, geç o
duvar önünden.
Neden? Çünkü orada,
Allah'a iman etmiş,
Bir müminin ismi var,
işte budur asıl iş.
İki kul arasında,
dargınlık varsa eğer,
Bunlardan bir tanesi,
mahşerde azap çeker.
Çünkü o ikisinden,
haksızdır biri mutlak.
Doğru iki olamaz, hak,
bir olur muhakkak.
Ateş deyip geçmeyin,
düşünün üzerinde.
Tutun parmağınızı, bir
kibrit alevinde.
O zaman anlarsınız, ateş
ve yanmak nedir?
Zira buyuruldu ki:
(Haram, ateş gibidir.) |