|
01 - YAHYA BİN MUAZ
(Rahmetullahi Aleyh)
Hakiki sevgi nasıldır?
O Yahya bin Muaz ki,
evliyanın büyüğü.
Vera
ile takvada, vardı çok
üstünlüğü.
Buyurdu ki: (Bir sevgi,
hakiki ise şayet,
Bir iyilik görmekle, hiç
artmaz o muhabbet.
Ve eğer bir kötülük
görse de sevdiğinden,
Yine de, bir azalma
olmaz o sevgisinden.
Ey insan, sen ne kadar
edersen Hakka taat,
İnsanlar da, o kadar,
sana eder itaat.
Sen, Allah'a ne kadar
eylersen günah, isyan,
Sana dahi o kadar, karşı
gelir çok insan.)
Bir gün de buyurdu ki:
(Doğru, halis âlimler,
Sana, ebeveyninden daha
şefkatlidirler.
Zira annen ve baban,
sana merhametinden,
Kurtarır yalnız seni,
dünya felaketinden.
Ama onlar, katarak,
gündüze gecesini,
Cehennem ateşinden,
kurtarır elbet seni.
Ey insan, bu dünyaya
aldanma, onu tanı.
O, hep dolup boşalır,
sanki bir yolcu hanı.
Bu gün burda olsan da,
olmazsın belki yarın.
Zira ölebilirsin,
gaflete gelme sakın.
Elini çabuk tut da,
hazırlan bir an evvel.
Zira yaşıyanlara, ani
gelir hep ecel.
Eğlenmeyi bırak da,
ibadet yapmaya bak.
Zira zevk ve eğlence,
ahirette olacak.
Eğer ki bir âlimde,
varsa dünya sevgisi,
Onun, hiçbir kimseye,
olmaz bir faidesi.
Zira kendine bile olmaz
ki hayrı onun,
Nerde kaldı gayriye,
faidesi dokunsun.)
Derdi ki: (Şayet ölüm,
konsa idi pazara,
Ehlullah,
başka şeye vermezlerdi
hiç para.
Cehenneme götüren
amelleri işleyip,
Sonra kalkıp, Cennete
talip olmak, ne garip.
Ahmak şu kimsedir ki,
çok günah işler de hep,
Sonra, Hak teâlânın
affını eder talep.
Akıllı da şudur ki,
dünyayı terk etmeden,
Ahiret azığını, hazır
eder gitmeden.
Bilir ki, ahiretin
tarlasıdır bu dünya.
Eker tohumlarını,
çalışır ekseriya.
Kabre girmeden önce,
oraya hazırlanır.
Bilir ki, her mümine,
orada sual vardır.
Hem ölmeden, öğrenir
cevabını onların.
Bilir ki, kendisine
sorulur bunlar yarın.
Ey insan, itikadın, tam
doğruysa Allah'a,
Sana, bundan kıymetli
bir nimet olmaz daha.
Öyleyse, kork ve titre
iman'ın gitmesinden.
Zira bir kelimeyle,
gidebilir o da senden.
Küfrü mucip şeyleri, iyi
öğren, ezberle.
İyilerle otur kalk, dost
olma cahillerle.
Temin et gençliğinde,
ilim, amel, ihlası.
Budur maksat ve gaye,
budur işin esası.) |