|
28
- MARUF-İ KERHİ (Rahmetullahi
Aleyh)
Kuşlar haya ederdi
Evliya-yı kiramın en
büyüklerindendir.
Nasihatleri ile kalpleri etti
tenvir.
O bir gün buyurdu ki: (Öldükten
sonra dahi,
Hiç unutulmamayı istiyorsan eğer
ki,
Allahü teâlâya eyleme günah,
isyan.
Günah işlememekle yükselir çünkü
insan.
Kim, mümin kardeşinin örterse bir
aybını,
Allah da örter onun, mahşerde
günahını.)
Mezarı, duaların kabul olduğu
yerdi.
İnsanlar, dua için, o kabre
giderlerdi.
Kendi de, talebesi Sırri-yi
Sekati'ye,
Buyururdu: (Duada, beni eyle
vesile.)
Bir dayısı vardı ki, kadısıydı o
şehrin.
Bir gün gördü bu zatı, kenarında
bir semtin.
Oturmuş, bir köpeğe ekmek
yediriyordu.
Hatta aynı ekmekten, kendisi de
yiyordu.
Onu böyle görünce, dedi: (Ne
yapıyorsun?
Köpek ile yemekten hiç utanmıyor
musun?)
Buyurdu ki: (Bilakis,
utandığımdan böyle,
Ekmek yediriyorum bu zavallı
köpeğe.)
O esnada havada, baktı, kuş
uçuyordu.
Seslenince, kuş gelip eli üstüne
kondu.
Sonra, utanır gibi, iki kanadı
ile,
Örtmeye çalışırdı yüzünü
tamamiyle.
Buyurdu ki: (Allah'tan utanırsa
kul eğer,
Ondan, hayvanlar bile utanır,
haya eder.)
Dayısı bunu görüp, hayret etti ve
şaştı.
O dahi utanarak, oradan
uzaklaştı.
Hem Sırri-yi Sekati anlatır ki
şöylece:
Ben, Maruf-i Kerhi’yi rüyada
gördüm gece.
Arş-ı a’la altında, bayılmış
gibi, o an,
Hareketsiz dururdu, gayet şaşkın
ve hayran.
Ben onu seyrederken, birden
(Bu kimdir?) diye,
Âlemlerin sahibi, sordu
melaikeye.
Melekler, cevabında dediler ki:
(İlahi!
Sen, bu zatı bizlerden bilirsin
daha iyi.)
O zaman Hak teâlâ buyurdu: (O,
Maruf'tur.
Benim muhabbetimden, hayran ve
mest olmuştur.
O, hep kalır bu halde, geçse
de nice sene.
Zira beni görmeden, gelemez
kendisine.)
Yine Sırri Sekati kendisi
anlatıyor:
Bayram günü, hocamı gördüm, hurma
topluyor.
Niçin topladığını edeple sual
ettim.
Bana buyurdular ki: (Bir çocuk
gördüm yetim.
Ağlayıp diyordu ki: Hiç yoktur
oyuncağım.
Ona, bu hurmalarla oyuncak
alacağım.)
(Bu işi ben yapayım) diyerek
efendime,
Bir oyuncak alarak, götürdüm o
yetime.
O yetim sevinince, bana bir
haller oldu.
Kalp gözüm açılarak, İlahi nurla
doldu.
|