|
28
- MARUF-İ KERHİ (Rahmetullahi
Aleyh)
Edep, söz dinlemektir
Adı Maruf bin Firuz olan bu
mübarek zat,
Yıl sekizyüzonbeş'te, Bağdat'ta
etti vefat.
Doğduğu içindir ki Kerh denen bir
beldede,
Maruf-i Kerhi diye meşhur oldu
her yerde.
Tasavvufta yükselip, büyük veli
olmuştur.
Haram ve şüpheliden kaçmakta oldu
meşhur.
İmam-ı Ali Rıza hazretlerine, bu
zat,
Hizmetle, ehl-i beytten sayıldı
hem de bizzat.
İmam-ı Ali Rıza buyurdu ki bu
bapta:
(Maruf, ehl-i beyt'tendir, yalnız
huy ve ahlakta.)
O, Davud-i Tai’den alarak feyiz
ve nur,
Sırri-yi Sekati’nin ders hocası
olmuştur.
Fıkıh, tefsir ve kelam, bu yüksek
ilimlerde,
Âlimler arasında, o idi en
ilerde.
Ona, (Muhabbet nedir?) diye
sorduklarında,
Şöyle buyurmuş idi o zata
cevabında:
(Öğrenip öğretmekle, ele geçmez
muhabbet.
Allah'ın ihsanıyla kazanılır bu
elbet.)
Buyurdu: (Boş şeylerle uğraşırsa
bir kişi,
Rabbin sevmediğine alamettir bu
işi.
Tasavvuf, insanlardan ümidini
kesmektir.
Yalnız Hak teâlâdan her şeyi
beklemektir.
Üstünlük sevdasından
kurtulmadıkça insan,
Saadete ermesi, olmaz kolay ve
asan.
Hayır murad ederse Hak teâlâ
birine,
O, lüzumsuz konuşmaz, kilit vurur
diline.
Konuşmaktan ziyade, susmayı eder
tercih.
Hep hayırlı işlere olur o
müteveccih.
Emirleri yapmadan, Cennete talip
olmak,
Ahmaklık eseridir, beğenmez cenab-ı
Hak)
Buyurdu ki: (Bu dünya, mal, söz,
uyku, yemektir.
Saadet, bu dördüne gönlünü
vermemektir.
Kalbini, mala, mülke kaptırırsa
bir insan,
O mal, Hak teâlâya ettirir onu
isyan.
Eğer malayaniye alışırsa lisanı,
O da, Hak teâlâdan oyalar o
insanı.
Uykuya düşkün olmak, Allah'ı
unutturur.
Aşırı yemekle de, kalp ve ruh
gafil olur.)
Bir gün de buyurdu ki: (Bir insan
kibirliyse,
Allah ve halk indinde, zelil olur
o kimse.
Kim tevekkül ederse Allahü
teâlâya,
O da, iki âlemde uğramaz bir
belaya.)
(Kalpten dünya sevgisi nasıl
çıkar?) dediler.
Buyurdu: (Bunun için bir himmet
icab eder.
Bir Allah adamının tasarruf ve
himmeti,
İle çıkar kalplerden, bu dünya
muhabbeti.
Öyle büyük bir zatın himmetine
kavuşmak,
Ona karşı, edepli olmakla olur
ancak.
Edep, tevil etmeden, mutlak söz
dinlemektir.
Hiç itiraz etmeden, hemen peki
demektir.)
|