ŞİİRLERLE MENKIBELER

HORASAN EVLİYÂLARI

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhara Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

27 - MALİK BİN DİNAR (Rahmetullahi Aleyh)

Evliyayı üzenin hali

 

Allah adamlarından olan bu mübarek zat,

Yediyüzkırksekiz’de, Basra'da etti vefat.

 

Bir gün çok hasta olup, halsiz düşmüştü, ancak,

Yok idi bir kimsesi, kendisine bakacak.

 

Çıkması lazım idi, o gün hem de çarşıya.

Ki, alsın kendisine lüzumlu bazı eşya.

 

O sırada şehirde, devlet adamlarından,

Makam sahibi biri geçiyordu oradan.

 

Halk kenara çekilip, ona yol veriyordu.

Malik ise, o yolda ortadan gidiyordu.

 

Bekçiler onu görüp, ettiler hemen ikaz:

Dediler: (Yana çekil, kenardan yürü biraz.)

 

Bunu duydu ise de, mecalsizdi o ara.

Hemen çekilemedi bu sebeple kenara.

 

Bekçilerden birisi, ona gelip, hınç ile,

Tuttu ve itiverdi, vurarak kamçı ile.

 

Ertesi gün o bekçi, bir hırsızlık yaparak,

Kesildi vuran eli, derhal ceza olarak.

 

Bir Allah adamının kalbini kırdığından,

Çarpıldı bir cezaya, geçmeden fazla zaman.

 

Bu velinin yanına gelse idi bir köpek,

Onu hiç kovalamaz, ilişmezdi ona pek.

 

Derdi ki: (Ey insanlar, evet bu, bir hayvandır.

Lakin kötü arkadaş, bundan daha fenadır.

 

Bir insan ki, gider de iyilerin yanına,

Yine ibret almazsa, çok yazık olur ona.)

 

Şu hadis-i şerifi eyledi ki rivayet:

(Hakiki müminlerde olmaz şu iki haslet.

 

Bunlardan birincisi, kötü huy ve ahlaktır.

İkincisi bahillik, yani cimri olmaktır.)

 

Hikmetlerin başıdır Allah'tan fazla korkmak.

Amellerin başıdır, günahtan çok sakınmak.

 

Kim evlenme teklifi yaparsa dünya ile,

İster karşılığında, dinini tamamiyle.

 

Buyurdu: (Gittim bir gün, hasta ziyaretine.

Gördüm ki hasta gelmiş, tam da ölüm haline.

 

Telkin etmek istedim ona (Allah) demeyi.

Lakin diyemiyordu asla bu kelimeyi.

 

Hayli uğraştımsa da ben bunu söyletmeye,

Baktım, dili dönmüyor onun (Allah) demeye.

 

Ben (Allah de!) dedikçe, o, sayı sayıyordu.

Yine de bir kerecik Allah diyemiyordu.

 

Bir ara bana bakıp, dedi ki: (Ey üstadım!

Önümde ateşten bir dağ var ki, aciz kaldım.

 

Ben, Allah kelamını tam alırken dilime,

O dağ hücum ediyor şiddetle üzerime.)

 

Sordum ki: (Bu, ne ile iştigal ediyordu?)

Dediler: (Parasını faize veriyordu.

 

Ayrıca ticaretle uğraşıyordu, fakat,

Ölçü ve tartısına etmiyordu hiç dikkat.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan