|
25
- HASAN-I BASRİ (Rahmetullahi
Aleyh)
Sen de bir gün ölürsün
Bir kimse anlatır ki: Biz,
Hasan-ı Basri’yle,
Mekke'ye gidiyorduk, hac yapmak
gayesiyle.
Bir çölde ilerlerken, susamıştık
begayet.
Bir kuyunun başına vasıl olduk
nihayet.
Gerçi su vardı ama, imkan yoktu
almaya.
Çünkü hiç yanımızda, yok idi ip
ve kova.
Biz, Hasan-ı Basri’ye durumu
eyledik arz.
Buyurdu: (Üzülmeyin, bekleyin
şimdi biraz.
Ben namaza durayım, suyunuzu için
siz.)
Sonra durdu namaza, merak ettik
bunu biz.
Baktık ki, su yükseldi kuyu
ağzına kadar.
Kana kana su içip, koyulduk yola
tekrar.
Az daha yol gidince, acıktık bu
sefer de.
Baktık, Hasan-ı Basri bir hurma
buldu yerde.
Hepimiz, o hurmadan yiyip doyduk
tek be tek.
Ve artık acıkmadık, Mekke'ye
gidene dek.
Ömer bin Abdülaziz, halife iken
bizzat,
Bu zata mektup yazıp, istedi bir
nasihat.
Bu istek üzerine, Hasan-ı Basri
dahi,
Buyurdu ki: (Sen dahi öleceksin
Vallahi.
Zulme, haksızlıklara mani ol,
verme fırsat.
Zira senin vazifen, evvela budur
bizzat.
Sen, kendi evladına nasıl
davranıyorsan,
Aynen tab'ana dahi, öyle davran
her zaman.
Sen, Allah'ın emrine eyle ki tam
itaat,
Tab'an da, etsin senin emrine
mutabaat.
Ey emirel müminin, ölürsün bu gün
yarın.
O gün olmaz faydası, sana
yakınlarının.
Çok iyi hazırlan ki, ölüm ve
sonrasına,
O gün, başkalarının, faydası
olmaz sana.
Ve senin, kabir diye, makamın var
ki bir de,
Bu ömürden daha çok kalırsın o
kabirde.
Bu dünya imtihandır, ölümle erer
sona.
Hazırlan fırsat varken ölümden
sonrasına.
Hükümdar olduğuna bakma sen şimdi
bu gün.
Ölüp, o dar kabire girdiğin günü
düşün.
Bütün yaptıklarından, verirsin
bir bir hesap.
Eğer zulüm yapmışsan, hak olur
sana azap.
Bu dünya, ahirete ulaşan bir
köprüdür.
Takva sahiplerini Cennetlere
götürür.
Senden öncekilerden ibret al ki
bu günde,
Hiç pişman olmayasın, sen dahi
öldüğünde.
Ya Ömer, bu dünyaya kaptırırsan
kalbini,
Unutursun kabir ve mahşerdeki
halini.
Birazcık gaflet ile, hemen kayar
ayağın.
Büyük bir pişmanlığa düşersin
sonra yarın.
Bugün, ahiret için topla ki çokça
azık,
Yarın ecel yakalar, yapmadan bir
hazırlık.)
|