ŞİİRLERLE MENKIBELER

HORASAN EVLİYÂLARI

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhara Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

24 - DAVUD-İ TAİ (Rahmetullahi Aleyh)

Sizi niçin seviyorlar?

 

Bir gün, Davud-i Tai, sabah çıktı evinden.

Ve Cafer-i Sadık’ın yanına geldi hemen. 

 

Dedi: (Resulullahın torunusun sen bizzat.

Kalbim çok katılaştı, eyle bana nasihat.)

 

Buyurdu ki: (Ey Davud, sen zahidsin hakiki.

Benim nasihatıma ihtiyacın var mı ki?)

 

Dedi: (Evet, Resul’ün torunusun sen şu an.

Ve zerre taşıyorsun, Onun asil kanından.

 

Bu yüzden var elbette herkese üstünlüğün.

Senin nasihatına muhtaçtır herkes bu gün.)

 

Ona, Cafer-i Sadık buyurdu: (Doğru, ama,

Dedem, kıyamet günü yapışır da yakama,

 

Derse ki: Sen torunum olursun da ey evlat!

Niçin benim dinime etmedin mütabaat?

 

Nesebin, kurtulmaya faydası olmaz yarın.

Farzı yapmakla olur, kurtuluşu kulların.

 

Haramdan sakınmak da, çok mühimdir ey oğlum!

Diye buyurmasından fazlaca korkuyorum.)

 

Davud bunu duyunca, başladı ağlamaya.

Dedi ki: (Ya ilahi, gücüm yok anlamaya,

 

Onun, böyle bir korku sarmış iken içini,

Davud kim oluyor ki, beğensin bir işini?)

 

O, çekildiği halde uzlet ve inzivaya,

Yine şanı şöhreti yayılmıştı dünyaya.

 

Devrin âlimlerinden gelip sordu ahali.

Dediler ki: (Davud'un nedir ki acep hali?

 

Meşhur olup, ismi hep dillerde dolaşıyor.

Hatta nereye gitsek, halk onu konuşuyor.

 

Halbuki insanlardan kaçıyor kendisi hep.

Aksine, herkes onu seviyor, neden acep?)

 

Âlimler dediler ki: (Bu, böyledir her zaman.

Kim Allah'a dönerse, sever onu her insan.

 

Kullardan yüz çevirip, kim dönerse Rabbine,

Öyle şeref bulur ki, akıl ermez haline.)

 

O, bir gece, evinin, düz damına çıkarak,

Düşünüp, ağlamaya başladı hıçkırarak.

 

Tefekkür etmiş idi, bakarak gök yüzüne.

Bayılıp düştü sonra, komşu damın üstüne.

 

Adam, hırsız zannedip bacaya çıktı hemen.

Onu görüp, sordu ki: (Sen mi düştün teminden?)

 

Buyurdu ki: (Tefekkür ediyordum Rabbimi.

Düşündüm daha sonra, mahşerdeki halimi.

 

Dehşete kapılarak, bayılmışım o anda.

Daha sonra kendimi, buluverdim bu damda.)

 

Bir gün, bazı dostları dediler: (Zaifsiniz.

Size, yağlı bir yemek getirsek, yer misiniz?)

 

(Evet, yerim) deyince, getirdiler önüne.

Lakin biraz düşünüp, yemedi ondan yine.

 

Dedi: (Var filan evde, yetim ve kimsesizler.

Bunu siz götürün de, asıl onlar yesinler.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan