|
19 - SAİD BİN CÜBEYR
(Rahmetullahi Aleyh)
Arslandan korkmadı
Said ibni Cübeyr ki, çok
ilim sahibiydi.
İlmiyle amil olan, bir
mübarek veliydi.
Günahını düşünüp, çok
ağlardı hüznünden.
Gözlerinin görmesi,
azalmıştı bu yüzden.
Okurken rastlasaydı bir
azap âyetine,
Tekrar edip ağlardı, ta
ki sabah vaktine.
Bir gece, çok ağladı şu
âyet tesirinden:
(Ey mücrimler,
ayrılın bu gün
sevdiklerimden!)
Kimsenin kusurunu,
söylemezdi yüzüne.
Hep ortaya ederdi
nasihati o yine.
Derdi: (İslamiyet’e tam
uyarsa bir kişi,
Hepsi zikr sayılır
işlediği her işi.
Ve şayet yaşamazsa
islamın emri ile,
Zikretmiş sayılmaz hiç,
çok tesbih çekse bile.)
O zamanın valisi, salıp
memurlarını,
Huzuruna çağırttı, bu
Allah adamını.
Onlar geldiklerinde, o,
namaz kılıyordu.
Bitirince, (Ne için
geldiniz?) diye sordu.
Dediler ki: (Valimiz
emir verdi ki bize,
Seni teslim edelim
götürüp valimize.)
(Peki) dedi onlara,
itiraz etmeksizin.
Çıktılar sonra yola,
valiye gitmek için.
Yolda, bir kiliseye
rastladılar bir ara.
(İçeriye giriniz) dedi
rahip onlara.
Girdiler o on kişi
kiliseden içeri.
Ve lakin İbni Cübeyr
girmeyip kaldı geri.
Rahip dedi: (Ey Said,
sen niçin girmiyorsun?
Yoksa geri kalıp da,
kaçmak mı istiyorsun?)
Buyurdu ki: (Ey rahip,
hayır, sen bak işine.
Kâfir kilisesinde,
müslümanın işi ne?)
Rahip dedi: (Dışarda
yırtıcı hayvanlar var.
İçeriye girmezsen,
parçalar seni onlar.)
Buyurdu: (Rabbim beni,
onlardan korur elbet.
Onlar dahi, Rabbimin
mahlukudur nihayet.)
Rahip, diğerlerine dedi
ki: (Siz giriniz.
Oklarınızı gerip, bu
zatı bekleyiniz.)
Rahip böyle deyince,
onlar girdi içeri.
Heyecanla gözlerken,
gece İbni Cübeyr'i,
Baktılar, hakikaten bir
çok vahşi hayvanlar,
Gelip, İbni Cübeyr’in
yakınında durdular.
Sonra ona sürünüp,
oturdular yanına.
Hiç bir şey yapmadılar
bu Allah adamına.
Rahip bunu görünce,
dedi: (Aman ya Rabbi!
Ömrümde bir hadise
görmedim bunun gibi.
Demek ki yeryüzünde
varmış böyle büyük zat.)
Şehadeti getirip iman
etti o saat.
Vardılar ertesi gün en
nihayet valiye.
Hapsetti suçu yokken,
onu hapishaneye.
Peşinden katlettiler bu
mübarek veliyi.
Söyledi kesik başı
kelime-i tevhidi. |