|
17 - SEYYİD ABDÜLKADİR
(Rahmetullahi Aleyh)
Tüylü kanat
Hindistan'da yaşamış
büyük evliyadandır.
Seyyid olup, Resul'ün
mübarek soyundandır.
Hasta olan insanlar, hep
ona başvururdu.
Duasını alarak, sıhhate
kavuşurdu.
Nitekim anlatılır onun
şu kerameti:
İslam âlimlerinden,
naklettik rivayeti:
Bu mübarek kişinin,
yaşadığı devirde,
Hindistan'da bulunan,
Mültan adlı şehirde,
Bir kemik hastalığı
yayılmıştı bir zaman.
Ölüyordu, bu derde
yakalanan her insan.
Seyyid hazretlerinin
talebesi içinde,
Salih bir zat var idi,
Gıyaseddin isminde.
Bu kişi, ekseriya, hep
Cuma geceleri,
Görürdü rüyasında
Sevgili Peygamberi.
Yine bir rüyasında,
Resul’ü gördü bu zat.
Peygamberimiz ona, verdi
bir tüylü kanat.
Ve ona buyurdu ki:
(Bu kanadı al benden.
Gidip, Abdülkadir'e
teslim et yarın hemen.
Hasta olan bir uzv’a
, bunu dokundurursa,
Ayrıca, o hastaya, on
ihlas da okursa,
Elbet şifa yaratır,
oraya cenab-ı Hak.
Tüyü ver, bunu dahi,
söyle ona muhakkak.)
Gıyaseddin dinledi
bunları o Resul’den.
Elinde kanat ile, uyandı
sonra hemen.
Seyyid Abdülkadir de,
yattığında o gece,
O da, Resulullahı
görüverdi öylece.
Resulullah, ona da
buyurdu ki: (Ey
oğlum!
Sana, Gıyaseddin’le
bir şey gönderiyorum.
Onu al, tarif üzre
tatbik et hastalara.
Hak teâlâ, onunla,
şifa verir onlara.)
Onun, öyle faydası oldu
ki hakikaten,
Bunu ifade etmek, mümkün
olmaz katiyen.
Yukarda bildirilen,
derde yakalananlar,
Bu kanat sayesinde,
hemen iyi oldular.
Allahü teâlânın izniyle,
bu hastalık,
O beldede, kimsede
görülmedi hiç artık.
Bu zat buyuruyor ki: Çok
verin sadakayı.
Zira önler sadaka, çok
kaza ve belayı.
Dua etmekte dahi, vardır
çok sevap, ecir.
Ve hatta dua etmek,
kaderi değiştirir.
Nitekim Resulullah, Ömer
İbnil Hattab'a,
Buyurdu ki:
(Kardeşim, dua eyle bana
da.)
Hazret-i Ömer der ki:
(Bu, kardeşim sözünden,
Daha tatlı bir kelam,
duymadım ömrümde ben.)
Eshap, sual etti ki
Resul-i kibriya'ya:
(Var mı ihtiyacınız,
sizin dahi duaya?)
Buyurdu ki: (Siz
edin, zira dua eylemek,
Bir nevi ibadettir,
onu çok yapmak gerek.)
Öyleyse kardeşlerim,
bulunun çok duada.
Zira dua etmeyen,
kavuşamaz murada. |