|
09 - ABDULLAH-İ MÜRTEİŞ
(Rahmetullahi Aleyh)
Riya ve gösteriş
İslam âlimlerinden,
Abdullah-i Mürteiş.
Nefret ettiği şeydi,
riya ile gösteriş.
O, bir sene girmişti,
camide itikafa.
Üç gün sonra çıkarak,
gitti başka tarafa.
Dediler: (İtikafa,
girmiştiniz, ne iyi.
Sebebi ne idi ki, terk
ettiniz camiyi?)
Buyurdu ki: (Camiye
gelenler, ekseriya,
Hem ibadet yapıyor, hem
gösteriş ve riya.
Halbuki Allah için
yapmalı ibadeti.
Riya karışır ise, kalmaz
ehemmiyeti.
Sıkıntı geldi bana,
onların bu halinden.
İtikafı terk edip,
camiden çıktım hemen.)
Abdullah-i Mürteiş,
sahib-i kerametti.
Kalpten geçeni anlar,
üstelik çok cömertti.
O devirde vardı ki,
müslüman, fakir bir zat,
Arzusu, hac yapmaktı,
parası yoktu fakat.
Kalbinden geçirdi ki:
(Abdullah-i Mürteiş,
Hediye etse bana, aba ve
onbeş gümüş.
Alırdım o parayla, bir
kova, biraz da ip.
Giderdim Beytullah'a, o
abayı giyinip.)
Böyle, kendi kendine
düşünürken bunları,
O ara, birden bire
çalındı kapıları.
Koşup açtı kapıyı, o
fakir mümin kişi.
Gördü birden kapıda,
Abdullah Mürteiş’i.
Dedi: (Aman efendim,
buyurun, hoş geldiniz.
Bu fakirhanemize,
safalar getirdiniz.)
Elinde, bir paketle, bir
kese vardı onun.
Buyurdu ki: (İçinde bir
elbise var bunun.
Çok arzu ediyorsan, eğer
hacca gitmeyi,
Giyersin hac yolunda,
işte bu elbiseyi.
Şu kese içinde de onbeş
gümüş para var.
Kova ve ip alırsın,
yolda çok işe yarar.
Kim gitmeyi isterse o
mukaddes yollara,
Gönderir Allah ona, hem
elbise, hem para.)
O, bunları alarak, arttı
aşkı, gayreti.
Daha da fazlalaştı, o
zata muhabbeti.
O derdi ki: (Bir kalpte
hastalık varsa eğer,
O, Rabbini bırakıp,
insanlara meyleder.
Bu kalbi, hastalıktan
kurtarmak için, yine,
Devam etmek gerekir, bir
veli sohbetine.
Onların kalplerinde, hiç
olmaz dünya hırsı.
Onlardır yer yüzünde,
gönül mütehassısı.
Onların sohbetine,
koşarsa biri şayet,
Kalp hastalıklarından
kurtulur en nihayet.
İnsan hasta olunca, arar
hep tabipleri.
Lakin kalbi hastadır,
yok bundan hiç haberi.
Halbuki bu hastalık,
hepsinden önce gelir.
Bunun ilacı ise, veliler
sohbetidir.) |