|
07 - EBU BEKR-İ ŞİBLİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Mühim olan, gönüldür
Ebu Bekr-i Şibli ki,
aşıktı Zülcelal’e.
Hem tasavvuf yolunda,
ermişti tam kemale.
Nefsi arzularının,
yapmazdı bir tekini.
Yaşıyan ölü gibi
addederdi kendini.
Bir elbise yaptırdı
üstüne yeni, düzgün.
Ve onu giyinerek, dışarı
çıktı bir gün.
Baktı, kimin üstünde var
ise yeni esvap,
İnsanlar, onun ile
oluyorlar muhatap.
Kimin üzerinde de, varsa
eski elbise,
Onlarla ilgilenen
olmuyor hiçbir kimse.
İşbu hal, kendisine çok
menfi etti tesir.
Durdu, düşündü biraz,
oldu çok müteessir.
Oracıktan, evine dönerek
tekrar yine,
Eski elbisesini giyindi
üzerine.
Dediler ki: (Efendim,
niçin böyle ettiniz?
Yenileri çıkarıp, yine
eski giydiniz?)
Buyurdu: (İnsanların
haline ettim nazar.
Çok taaccüp eyledim,
üzüldüm bi-ihtiyar.
Çünkü herkes bakıyor
zahire, dış kalıba.
Halbuki, mühim midir
giyilen kaftan, aba?
Hak teâlâ indinde,
zahir, mühim değil hiç.
Mühim olan gönüldür, her
şey onda mündemiç.
Bakmıyor Hak teâlâ,
kişinin dış haline.
Lakin nazar ediyor
niyetine, kalbine.
Yani zarftan ziyade,
mazruftur mühim olan.
Zira niyete göre, hüküm
verir Yaradan.
Kalbi bozuk bir kişi,
çok kıymetli bir libas,
Giyse de, Hak indinde
bir değer kazanamaz.
Kalbi temiz olansa, çul
giyse üzerine,
Hak teâlâ katında,
makbuldür o kul yine.
Zira cenab-ı Allah,
kalplere nazar eder.
Kalpleri, ihlas ile
süslemektir tek hüner.
Eğer ki, bu ihlastan
mahrum ise bir gönül,
Rıza-i ilahiye edemez
hiç temayül.)
Bir gün, bir kimse geldi
Şibli hazretlerine.
Dedi ki: (Ey efendim,
düştüm geçim derdine.
Zira kalabalıktır aile
efradımız.
Geçinme hususunda, hayli
sıkıntıdayız.
Öyle ki, bu hususta kala
kaldım biçare.
Ne olur, bu derdime
gösteriniz bir çare.)
Buyurdu ki: (Evladım,
madem ki böyledir hal,
Evine döndüğünde, dikkat
et şuna derhal.
Aile efradının
rızıkları, gün be gün,
Allah’a mı bağlıdır,
sana mı, iyi düşün.
Hangisinin rızkını,
bağlı görsen sana az,
At onu dışarıya, azalsın
mevcut biraz.
Kimlerin rızkını da,
görürsen Hakk’a bağlı,
Kalsınlar, değil onlar
seninle alakalı.)
Dedi: (Ben, kitaplarda
etmiştim ki mütala,
Her bir kulun rızkına,
kefildir Hak teâlâ.)
Buyurdu ki: (Öyleyse
üzülmeğe ne gerek.
Her mahlukun rızkına,
kefildir Allah tek tek.
Sen istemesen dahi, yine
gelir o rızık.
Bunu bildiğin halde,
üzülürsen, çok yazık.
Onların rızkını da,
senin vasıtan ile,
Muntazam gönderiyor, bu
üzülmen nafile.) |