|
04 - MENSUR BİN AMMAR
(Rahmetullahi Aleyh)
Besmele’ye hürmet
Mensur ibni Ammar ki,
şanı büyük bir veli.
Hitabeti kuvvetli,
tesirliydi sözleri.
Gençliğinde, bir kağıt
gördü yol üzerinde.
Besmele-i şerife,
yazılıydı üstünde.
Vicdanı sızlayarak,
eğilip aldı, ancak,
Bakındı, bulamadı,
müsait yer koyacak.
Besmeleye hürmeten,
koydu onu ağzına.
O gece, nurlu bir zat,
girerek rüyasına,
Dedi ki: (Sen Rabbinin
ismine hürmet ettin.
Açıldı kapıları, sana
ilmin, hikmetin.)
Uyanıp tövbe etti,
bilcümle hatasına.
Çalışıp girdi o da,
veliler arasına.
Bu zatın zamanında,
vardı ki genç bir kişi,
Devamlı içki içip,
eğlenmekti hep işi.
Oturdu bir gün yine, bir
içki âlemine.
Ve dört gümüş vererek,
kölesinin eline,
Dedi: (Bu dört gümüşle,
hemen çık da, bir
yerden,
Bana, meze olarak
birşeyler getir hemen.)
O köle, (Peki) dedi ve
çıktı dışarıya.
Meze almak üzere,
gidiverdi çarşıya.
Bir yerde, kalabalık
insanlar gördü fakat.
Bir kişi konuşuyor,
dinliyordu cemaat.
Mensur bin Ammar idi,
cemaate vazeden.
Köle, çok duygulandı
işittiği sözlerden.
Öyle ki, her bir cümle,
işliyordu gönlüne.
Daha da ilerleyip, tam
oturdu önüne.
Mensur dahi o ara, bir
fakir göstererek,
Buyurdu ki: (Bu kişi,
fakir ve muhtaçtır pek.
Kim eğer ki dört gümüş
verirse şimdi buna,
Ben dahi dört kıymetli
dua ederim ona.)
O köle düşündü ki: Verip
de bu parayı,
Alayım bu veliden, dört
kıymetli duayı.
Verip de oturunca, sordu
Mensur köleye:
(Benden, hangi hususta
dua istersin?) diye.
Dedi: (Önce, efendim,
halinden tövbe etsin.
Sonra da, kölelikten
beni azad eylesin.
Ayrıca, dörtyüz gümüş
hediye etsin bana.
Kavuştursun Rabbimiz,
bizleri gufranına.)
Mensur dua buyurdu, köle
döndü geriye.
Sordu ona Efendi:
(Nerede kaldın?) diye.
Başından geçenleri,
eyledi bir bir beyan.
O da çok duygulanıp,
tefekkür etti bir an.
Hidayet ışıkları, doldu
birden kalbine.
Ve hemen oracıkta, tövbe
etti haline.
Sonra azad eyledi,
köleyi kölelikten.
Ve ona dörtyüz gümüş,
hediye edip hemen,
Dedi: (Ya Rab, getirdim
ben üçünü yerine,
Dördüncüsü sendendir,
sığındım keremine.)
O an bir ses duydu ki:
(Sen yaptın vazifeni.
Bağışladı Allah da,
hem onları, hem seni.) |