ŞİİRLERLE MENKIBELER

HORASAN EVLİYÂLARI

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhara Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

01 - ABDÜLVAHİD BİN ZİYAD          (Rahmetullahi Aleyh)      

Hakiki mümin

 

Abdülvahid bin Ziyad, tebe-i tabiinden.

Basra denen beldede yetişen âlimlerden.

 

Devamlı ibadet ve ilimle meşgul idi.

Her insana, iyilik etmekle meşhur idi.

 

Bir defa Abdülvahid bin Ziyad'ın yanında,

(Mümin nasıl olmalı?) diye sorduklarında,

 

Buyurdu: (O, Allah’tan korkup, benzi sararır.

Kaçınır haramlardan, emirlere sarılır.

 

Düşünür mahşerdeki verecek hesabını.

Titrer, hatırladıkça Cehennem azabını.

 

İşlemiş bulunduğu günahlar sebebiyle,

Ayıplar kendisini, uğraşır nefsi ile.

 

Bir sözü söylemeden, düşünür, ölçer, biçer.

Hayırlı değil ise, söylemekten vazgeçer.

 

İşlediği günahlar, üzer ki öyle onu,

Göremez başkasının, ayıp ve kusurunu.

 

Bu, öyle bir kuldur ki, elinden ve dilinden,

Yanında bulunanlar, zarar görmez katiyen.)

 

Abdülvahid bin Ziyad, mübarek bir zat idi.

Günahını düşünüp, devamlı ağlar idi.

 

Derdi: (Hak teâlâya, gün boyu secde etsek,

Mümkün olmaz yine de, Ona tam şükreylemek.)

 

Bir kimse, kendisinden nasihat isteyince,

Buyurdu ki: (Şükreyle, kuvvetin yettiğince.

 

İnsanlardan birisi, iyilik yapsa sana,

Nasıl memnun kalırsın, yaptığı bu ihsana.

 

Halbuki o bir kuldur, zavallı ve acizdir.

Her ihsanın sahibi, elbette Rabbimizdir.

 

Çünkü O, insanlara vermezse güç kuvvet,

Hiç kimse, hiç kimseye yapamaz bir şey elbet.)

 

Bir gün de, bir sohbette, sordular ki bu zata:

(Hakiki bir müslüman, nasıl olur acaba?)

 

Buyurdu ki: Öğrenir önce ilmihalini.

Sonra da, buna göre, düzeltir her halini.

 

Günah işlese bile, üzülür, kalbi yanar.

Unutmaz o günahı, ta ölünceye kadar.

 

(Ben, Rabbime nasıl da karşı geldim) diyerek,

Pişman olur ve ağlar, göz yaşları dökerek.

 

İbadet yapınca da, kusurlu, noksan bulur.

Ve o ibadetini, tamamiyle unutur.

 

Her gün akşam olunca, kendine sorar ki hep:

(Bu gün sen, Allah için, ne amel yaptın acep?)

 

Çeker ki kendisini gece gündüz hesaba,

Düşmesin ahirette Cehenneme, azaba.

 

Dünya düşüncesini, kalbinden söküp atar.

Ahirette azaptan kurtulmaya yol arar.

 

Gönlünden, tam olarak atar uzun emeli.

Zira iyi bilir ki, ani gelir eceli.

 

Dünya muhabbetini, asla sokmaz kalbine.

Uygun olur her işi, dinin emirlerine.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan