|
51 - SEYYİD AHMED BEDEVİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Yetiş ya Seyyid Ahmed!
Ahmed-i Bedevinin,
çoktu kerametleri.
Herbiri anlatılsa,
doldurur çok ciltleri.
Bir gün, onun kabrinin
yakınında, insanlar,
Elleri kelepçeli birine
rastladılar.
Şaşkın bir vaziyette
bakardı etrafına.
Yaklaşıp, bu halini
sordular derhal ona.
Dedi ki: (Gitmiş idim
küffar memleketine.
Bir işimi halledip,
dönecektim ki yine,
Beni esir alarak,
kelepçeye vurdular.
Türlü eziyetlere
olmuştum hem giriftar.
Ahmed-i Bedeviyi
hatırlayarak birden,
Hemen imdat istedim
ruhaniyetlerinden.
Henüz istemiştim ki
ondan yardım ve imdat,
Baktım, yanıbaşımda
duruyor nurlu bir zat.
Ve mübarek eliyle, tuttu
benim elimi.
Sonra baktım, burada
buluverdim kendimi.
Bir şaşkınlık içinde
bakarken etrafıma,
Sizler beni görerek, hep
geldiniz yanıma.
Anladığım tek bir şey
var ise, o da şudur:
Seyyid Ahmed, Allahın
sevgili bir kuludur.)
Bir gün de, yine böyle
(Salim) adında biri,
Şöyle anlatmaktadır
başından geçenleri:
Küffar memleketinde esir
idim bir zaman.
Bir nöbetçi asker de,
beklerdi beni her an.
Bu asker, birisinden
duymuş ki, müslümanlar,
Darda ve sıkıntıda
kaldıkları zamanlar,
Yardım talep edermiş bir
velinin ruhundan.
O gelip, kurtarırmış
onları bu durumdan.
Bilhassa Seyyid Ahmed
isminde bir evliya,
Çok yardım ediyormuş
onlara ekseriya.
O asker, bunu duyup
telaşlanmış ki birden,
Ben de yardım isterim
Ahmed-i Bedeviden.
Bana dedi: (Sakın ha,
yardım istemeyesin.
Yetiş ya Seyyid Ahmed,
yardım et! demiyesin.
Eğer ki işitirsem böyle
söylediğini,
Çok işkence eder ve
pişman ederim seni.)
Bu yüzden soktu beni bir
sandığın içine.
Kilitleyip, kendi de
uzandı üzerine.
Ben, o sandık içinde,
dedim: (Ya Seyyid
Ahmed!
Allahın izni ile
yetiş, bana yardım et.)
Seyyid Ahmed ismini alır
almaz ağzıma,
Bir de baktım, bir anda
yetişti imdadıma.
Sandığı, üstündeki
nöbetçi asker ile,
Birlikte, alıp koydu
bilinmeyen bir yere.
Çıkardı sonra beni o
sandığın içinden.
Sonra baktım, bir anda,
kayboldu kendi birden.
Asker dahi uyanıp, gördü
beni dışarda.
Dedi: (Bize ne oldu,
neredeyiz şu anda?)
Etraftan toplanan halk
dediler ki: (Burası,
Tam iki aylık yoldur,
Mısır ile arası.)
Asker bunu duyunca, o da
döndü şaşkına.
Dedi: (Neler oluyor,
söyle Allah aşkına.)
Dedim ki: (Bak kardeşim,
Allah dostu veliler,
Darda kalan kullara
böyle yardım ederler.
Ben, Ahmed Bedeviye
halimi eyledim arz.
Gelip, senin elinden
eyledi beni halas.)
Asker beni dinleyip,
insafa geldi o an.
Şehadeti söyleyip eyledi
o da iman. |