|
51 - SEYYİD AHMED BEDEVİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Onu kim tanımaz ki
Ahmed-i Bedevinin
devrinde, bir müslüman,
Vardı ki, bu veliye
besliyordu su-i zan.
İnsanlar gösterdikçe ona
bu iltifatı,
O kimsenin, hasetten
kaçıyordu rahatı.
Hele onun doğum ve vefat
tarihlerinde,
Mevlid cemiyetleri
tertip edildiğinde,
Huzursuz oluyordu ona
düşmanlığından.
Ve söylerdi hakkında çok
iftira ve yalan.
Gerçi müslüman idi, ilmi
de vardı gayet.
Lakin ona, bilmeden
beslerdi kin ve haset.
O su-i zan yaptıkça bu
Allah adamına,
Uğradı en sonunda bu
zatın gadabına.
Şöyle ki, öğrendiği
ilimler, hepsi bir gün,
Hafızasından çıkıp,
silindiler büsbütün.
En basit şeyleri de
bilemez oldu artık.
Dünyası, birden bire
olmuştu kapkaranlık.
Hatırlayamayınca hatta
kendi adını,
İnsaf ile düşünüp,
anladı hatasını.
Hemen kendi kendine
düşündü ki: (Ey ahmak!
Olur mu büyüklerde hata
kusur aramak?
Az gelmişken dünyaya
böyle büyük bir insan,
Sen, nasıl böyle zata
ediyorsun su-i zan.)
Bunları söyleyerek o
kendi kendisine,
Gitti Seyyid Ahmedin
mübarek türbesine.
Edep ile diz çöküp, arz
etti ki: (Efendim!
Bendeniz, utanmadan size
su-i zan ettim.
Şimdiyse o halime pişman
oldum tamamen.
Himmet buyurunuz da
kurtulayım bu halden.)
O, bunları söyleyip
edeple kalktığında,
Kabr-i şerif yönünden
duydu şöyle bir nida.
(Bu halden, bir şart ile
kurtulursun ey insan!
Olmasın bundan sonra bir
inkâr ve su-i zan.)
Kabirden işitince o
kimse bu nidayı,
Dedi: (Peki, bir daha
işlemem bu hatayı.)
O zaman, unuttuğu bilgi
varsa ne kadar,
Hepsi, hafızasına bir
anda geldi tekrar.
Abdülvehhab Şarani
buyurur ki bir kere,
Mevlid-i şerif için,
toplanmıştık bir yere.
Hiç tanımadığımız
kimseler vardı lakin.
Düşündüm ki: Onlar da
gelmiştir mevlid için.
Yanlarına yaklaşıp,
sordum ki: (Acaba siz,
Buraya, ne maksatla ve
nereden geldiniz?)
Dediler ki: (Biz asla
değiliz tüccar filan.
Halisane niyetle geliriz
Hindistandan.
Gayemiz, ziyarettir
Ahmed-i Bedeviyi.
Ayrıca, dinlemektir
mevlid-i Nebeviyi.)
Sordum ki: (Çok uzaktır
Hindistan bu yerlere.
Ahmed-i Bedeviyi kim
tanıttı sizlere?)
Dediler: (Biz de elbet
tanırız bu veliyi.
Tanımayan var mı ki
Ahmed-i Bedeviyi?
Dünyanın her yerinde şu
anda oturanlar,
Bu büyük evliyayı gayet
iyi tanırlar.
Hatta okyanusların
ötesinde yaşayan,
Cümle müslümanlar da
tanırlar onu şu an.
Yalnız insanlar değil,
cinler de onu tanır.
Onlar dahi bu zatın
mevlidine katılır.
Biz ne zaman daralsak,
isteriz ondan imdat.
Derhal imdadımıza
yetişir bu veli zat.) |