|
51 - SEYYİD AHMED BEDEVİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Allahü teâlânın gazap
etmesi, Cehennem
ateşinden şiddetlidir.
(Kelam-ı kibar)
Evliyaya düşmanlık
Ahmed-i Bedevinin
büyüklüğüne rağmen,
Bunu idrak etmeyen
kimseler vardı halen.
Bir vali var idi ki
Mısırın bir şehrinde,
Bulunurdu daima bu zatın
aleyhinde.
Şöyle ki, o zamanlar, o
diyarda bir adet,
Vardı ki, bu güne dek
gelmiştir en nihayet.
O adet şu idi ki, bu
evliya kişinin,
Kabrinde, senede bir,
mübarek ruhu için,
Bir mevlid cemiyeti
tertip ediliyordu.
Ve buna, her taraftan
çok kimse geliyordu.
İşte bu mevlid için
gelmek isteyenleri,
Göndermezdi o vali, ona
buğzun eseri.
Çok kimse, gitmek için
can attıkları halde,
Vali, düşmanlığından
etmezdi müsaade.
İmam-ı Şaraninin vardı
hem bir üstadı.
Muhammed Şenaviydi bu
büyük zatın adı.
Valinin bu haline üzülüp
bu âlim zat,
Nasihat etmek için
valiye gitti bizzat.
Ahmed-i Bedevinin çok
büyük olduğunu,
Söyledi, lakin vali
dinlemedi hiç onu.
Yine düşmanlığına devam
etti malesef.
Muhammed Şenaviyse
üzülüp etti esef.
Ziyaret eyleyerek
Ahmed-i Bedeviyi,
Şikayet etti ona bu
edepsiz valiyi.
Arz etti ki: (Efendim,
sizin mevlidinize,
Gitmek isteyenleri
bırakmıyor bu kimse.
Nasihat ettimse de,
dinlemedi hiç beni.
Havale ediyorum size ben
kendisini.)
Ahmed-i Bedevinin
türbesinden, o anda,
Gayet açık olarak geldi
şöyle bir nida:
(Ey evladım, o bize
dil uzatıyorsa şayet,
Elbette cezasını
çekecek, biraz sabret.)
Çok geçmemiş idi ki bu
işin üzerinden,
O valinin dilinde, bir
yara çıktı birden.
Sonra, bütün ağzına
yayıldı ağır ağır.
Konuşmaktan kesilip,
oldu çok mutazarrır.
Bir yara sebebiyle, elem
çekti begayet.
Hakir ve zelil halde,
ölüp gitti nihayet.
Dil uzattığı için bu
büyüğe o vali,
Dilinde yara çıkıp, çok
feci oldu hali.
Dünyadaki cezası idi bu
henüz, fakat.
Ahiretteki ise,
olacaktır kat be kat.
Hem İmam-ı Şarani
nakleder ki şöylece:
İmam-ı Şenavidir
üstadım benim önce.
Âlim ve evliyadan bir
kişiydi kendisi.
Tasavvufta dahi hem
yüksekti derecesi.
Beni talebeliğe kabul
ettiğinde ilk,
Ahmed-i Bedevinin
kabrine önce gittik.
Ziyareti bitirip, tam
dönerken geriye,
Tanıttı beni hocam
Ahmed-i Bedeviye.
Arz etti ki: (Bu bizim
sevdiklerimizdendir.
Yüksek himmetinizle,
bunu da edin tenvir.)
Kabirden bir ses geldi,
gayet iyi anladım.
Açıkça diyordu ki:
(Peki, olur evladım.)
Beni de himmetine almış
oldu bu veli.
O an, kabrin üstünde
göründü nurlu eli.
Hemen benim elimi
tutuverdi kuvvetle.
Ben de öptüm o eli
hürmet ve muhabbetle. |