|
51 - SEYYİD AHMED BEDEVİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Ne
için gelmiyorsun?
Ahmed-i Bedevinin
mübarek türbesinde,
Mevlid okutulurdu, her
yıl doğum gününde.
O devirde yaşayan
evliyadan bir veli,
Düşündü o seneki mevlide
gitmemeyi.
Lakin hemen o gece,
yatınca o veli zat,
Ahmed-i Bedeviyi rüyada
gördü bizzat.
Seyyid Ahmed, bu zata
buyurdu ki: (Ey kimse!
Gelmek istemez misin
bizim mevlidimize?
Halbuki Resulullah, hem
de Eshab-ı kiram,
Katılır bu mevlide,
peygamberan-ı izam.
Böyle bir cemiyete
katılmaktan ey oğlum!
Niçin kaçınıyorsun, bunu
anlamıyorum?)
O sabah, uykusundan
uyanan bu veli de,
O gün yola çıkarak,
yetişti bu mevlide.
İmam-ı Şarani de buyurdu
ki şöylece:
Bu mevlid cemiyeti
gününden bir gün önce.
Ahmed-i Bedeviyi rüyada
görmüş idim.
Bana hitab ederek,
buyurdu ki: (Kardeşim!
Bu sene gelirseniz bizim
mevlidimize,
Meluhiye yemeği ikram
ederiz size.)
Uyanıp, mevlid için yola
çıktım o sabah.
Yetiştim zamanında o gün
elhamdülillah.
Nerede geçirdimse o gün
misafirliği,
Çıkarttılar bana hep,
meluhiye yemeği.
Ben sorup öğrendim ki,
meğerse o büyük zat,
Rüyada tembih etmiş
onlara bunu bizzat.
Yine bildirildi ki
İmam-ı Şaraniden:
Bir kimse dönüyordu, bir
ticari seferden.
Çok kıymetli mallarla
dönmekte olduğunu,
Öğrenip, haramiler kesti
birden yolunu.
Çaresizlik içinde, etti
ki şöyle nida:
(Ya Seyyid-i Bedevi,
yetiş bana imdada!)
Henüz istemişti ki ondan
böyle bir imdat,
Beyaz at üzerinde,
göründü nurlu bir zat.
Ahmed-i Bedevinin
kendisiydi o gelen.
Bir anda haydutları
kaçırttı o bölgeden.
Yine bir müslümanın,
vardı ki bir kardeşi,
Bir zaman, merkebini
kaybetmişti bu kişi.
Çok aradı ise de,
bulamadı o fakat.
Ahmed-i Bedeviden
istedi sonra imdat.
Çaresiz gitti onun
mübarek türbesine.
Derdini, şu şekilde arz
etti kendisine:
(Ey efendim, buraya
gelmedikçe merkebim,
Ahd olsun ki, buradan
gitmeye yok niyetim.)
Vesile eder etmez Hakkın
bu velisini,
Duydu kapı önünde
merkebinin sesini.
Bulmuştu hayvanını onun
himmeti ile.
Sevinip gitti eve oradan
merkebiyle. |