|
51 - SEYYİD AHMED BEDEVİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Kaybolan aba
Ahmed-i Bedevinin
sevdiği biri vardı.
Adı, (Şeyh Rekin) olup,
buğday alıp satardı.
Bir gün onu çağırıp,
buyurdu ki: (Ey Rekin!
Buğday alıp satmaktır
madem ki işin senin,
Bana ilham oldu ki, çok
değil, az ilerde,
Gayet büyük bir kıtlık
olacaktır bu yerde.
Şimdi sen, bol miktarda
buğday al ve biriktir.
O zaman, insanlara
faydan olsa gerektir.
Hem ucuza satarak,
alırsın hayır dua.
Hem de zengin olursun,
maddeten bundan daha.)
(Peki efendim) deyip,
öpüverdi elini.
Söz dinleyip ve aynen
yaptı bu dediğini.
Çok buğday satın alıp,
doldurdu anbarlara.
Bir kıtlık vaki oldu
hakikaten o ara.
Elindeki buğdayı,
satarak bu şeyh Rekin,
Hem hayır dua aldı, hem
de çok oldu zengin.
Sonra da, hacca gitmek
ve Resulü ziyaret,
Hususunda, içine geldi
arzu ve gayret.
Ahmed-i Bedeviye
gelerek bunun için,
İsteğini arz edip, bu
babta aldı izin.
O an gördü duvarda, ona
ait abayı.
Bereketlenmek için, arzu
etti almayı.
Lakin o buyurdu ki:
(Pekala, al istersen.
Fakat çok üzülürsün,
yollarda kaybedersen.)
Dedi ki: (Ey efendim,
kaybetmem onu asla.
İhtimam gösteririm
herşeyden daha fazla.)
Sonra onu alarak, sefere
çıktı artık.
Hacdan sonra abayı
kaybetti bir aralık.
Perişan vaziyette döndü
memleketine.
Ahmed-i Bedevinin
yanına geldi yine.
Lakin hayret içinde kala
kaldı hasılı.
Zira aba, duvarda
duruyordu asılı.
Seyyid Ahmed Bedevi
buyurdu ki: (Ey Rekin!
Aba'yı görünce mi,
şaşırıp hayret ettin?)
O, boynunu bükerek,
mahcup oldu bir hayli.
O günlerde o yere, geldi
zalim bir vali.
Ona adam gönderip, dedi
ki: (Bu diyarda,
Yalnız sende zahire var
imiş bol miktarda.
Gönderdiğim adamla,
gönder ki bana dahi,
Yoksa, zorla almayı ben
bilirim Vallahi.)
Rekin, geldi Ahmed-i
Bedevinin yanına.
Valinin dediğini,
nakletti aynen ona.
O buyurdu: (Valiye, de
ki, yoktur zahirem.
Ve hatta tek bir buğday
tanesi kalmadı hem.)
Valinin adamına, gidip
dedi bunları.
O ise, inanmayıp gelip
açtı anbarı.
Gördü ki, hakikaten
anbar boş tamamiyle.
Hatta o zahireden
görmedi tane bile. |