|
51 - SEYYİD AHMED BEDEVİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Gaibden bir el
Ahmed-i Bedevinin en
yüksek talebesi,
(Abdülal) doğduğunda,
kundakladı annesi.
Sonra da, bir iş için
alıp gitti bir bağa.
Kundağı yere koyup,
başladı çalışmağa.
O sırada bir boğa, o
yere geldi birden.
Annesinin haberi olmadı
geldiğinden.
Boynuzlu koca boğa,
dolaşırken o bağı,
Takıldı boynuzuna
bebeğin kundak bağı.
Çocuk, boynuz ucunda
kalmıştı asılarak.
Annesi bunu görüp,
bayıldı çok korkarak.
Köy halkı haber alıp,
hep geldiler oraya.
Lakin mümkün değildi
yaklaşmak o boğaya.
Zira o, etrafında
görünce çok insanı,
Daha çok hırçınlaşıp,
koşardı dört bir yanı.
Korkudan kesilmişken
insanların soluğu,
Gaibden bir el gelip,
alıverdi çocuğu.
Yıllar geçti aradan,
büyüdü bu Abdülal.
Ahmed-i Bedeviyi gördü
ve oldu meyyal.
Çoğaldı günden güne, bu
veliye sevgisi.
Nihayet oldu onun, en
üstün talebesi.
Artık ayrılmıyordu
Ahmed-i Bedeviden.
Ve uzak kalıyordu uzun
müddet evinden.
Lakin buna, annesi hayli
üzülüyordu.
Zira o, evladını artık
göremiyordu.
Sitem eder olmuştu
Seyyid hazretlerine.
Lakin belli etmezdi bunu
kendilerine.
Kalben bunu anlayıp,
Seyyid Ahmed Bedevi,
O kadına, biriyle
gönderdi şu haberi:
(Vakta ki bu evladı,
boğanın boynuzundan,
Kurtulunca, ne kadar
sevinmişti o bundan.
O gün onu oradan, biz
uzanıp almıştık.
Allahın izni ile,
ölümden kurtarmıştık.
Şimdi de isteriz ki,
kurtulsun ahirette.
Ne için üzülüyor,
sevinmeli elbette.)
Kadın bunu duyunca,
anladı hakikati.
Ahmed-i Bedeviye
çoğaldı muhabbeti.
Seyyid Ahmed Bedevi
ederdi çok nasihat.
Sözü tesir ederdi,
dinleyene o saat.
Buyurdu ki: (Bir kulun
takvası yoksa eğer,
Hak teâlâ o kula, bir
zerre vermez değer.
Ve yine bir insanın, din
ilmi yoksa şayet,
Hak teâlâ indinde,
bulamaz yine rağbet.
İlmi olanın dahi, yok
ise eğer hilmi,
Fayda vermez ona hiç,
edindiği o ilmi.
Mahlukata merhamet
etmezse biri şayet,
Allahü teâlâ da, ona
etmez merhamet.
Halis mümin odur ki,
kaçınır her günahtan.
Kimseyi incitmeyip,
çekinir kalp kırmaktan.) |