|
51 - SEYYİD AHMED BEDEVİ (Rahmetullahi
Aleyh)
Bakılmazdı yüzüne
Seyyid Ahmed Bedevi,
gece gündüz ve her an,
Hep Rabbini düşünür,
çıkarmazdı yadından.
Onun muhabbeti ve
heybetiyle, nihayet,
Kendisinden geçer ve
edemizdi hareket.
Gözlerini semaya dikerdi
bir mahalde,
Kırk gün veya daha çok,
kalırdı aynı halde.
Ateş koru gibiydi
gözlerinin karası.
Onu anlamamıştı kimsenin
havsalası.
Mübarek simasında, var
idi ki bir heybet,
Bakmak için, kimsede
olmazdı hiç cesaret.
Yüzüne bakamazdı
talebeleri bile.
Zira hep örter idi
yüzünü peçe ile.
Abdülmecid adında, bir
talebesi vardı.
Hocasının yüzünü, çok
görmek arzulardı.
Bir gün dedi: (Efendim,
mübarek yüzünüzü,
Çok görmek istiyorum,
açsanız örtünüzü.)
Buyurdu ki: (Evladım,
yüzüme bakamazsın.
Ve eğer bakmış olsan,
asla dayanamazsın.
Bir can mukabilidir
gözlerime bir nazar.
Senin dahi canına mal
olur, etme ısrar.)
Dedi: (Olsun efendim,
bir kerecik göreyim.
Gam değil, ondan sonra
ölürsem de öleyim.
Çünkü artık takatım
kalmadı bu hasrete.
Hiç olmazsa görüp de,
gideyim ahirete.)
(Peki öyleyse) deyip,
kaldırdı örtüsünü.
O aşık, bir kerecik
görür görmez yüzünü,
(Allaah!) deyip
düştü ve teslim etti
ruhunu.
Hakikaten bir bakış,
canından etti onu.
Seyyid Ahmed Bedevi,
yanına gelenlere,
Teveccüh ediyordu,
konuşmadan bir kere.
Gelen kimse, ne kadar
olsa da cahil biri,
Geçerdi tek nazar'la,
bütün dereceleri.
Senelerce riyazet
çekilerek erilen,
Makamlara, bir anda
kavuşurdu o gelen.
Hiçbir şey konuşmadan, o
kimse ile yine,
Mutlak icazetini verirdi
kendisine.
Bu büyük evliyada,
görüldü çok keramet.
Herbiri anlatılsa,
ciltlere sığmaz elbet.
Denizden damla gibi,
yazıp bir ikisini,
Hatırlamış olalım
Hakkın bu velisini.
Bir kimse var idi ki,
ona sevgisi olan,
Sırtında süt kabıyla
geçiyordu bir yoldan,
Seyyid Ahmed, eliyle
edince bir işaret,
Kap düştü, süt döküldü,
üzüldü adam gayet.
Lakin kabın içinden,
yere, ölü bir yılan,
Düştüğünü görünce,
sevindi adam o an.
Zira görmese idi o
yılanı öylece,
Zehirleneceklerdi o
sütten ailece. |