|
51 - SEYYİD AHMED BEDEVİ (Rahmetullahi
Aleyh)
Çok heybetli idi
Sülale-i Resulden,
Seyyid Ahmed Bedevi,
Meşhurdu halk içinde bir
çok kerametleri.
Binikiyüzde Fasta,
dünyaya gelen bu zat,
Yetmişaltı yaşında,
Mısırda etti vefat.
Evliya-yı kiramdan olan
bu zat-ı şerif,
Büyük bir âlim olup, hem
seyyiddir, hem şerif.
Henüz küçük yaşında,
başladı tahsiline.
Çalışıp, vakıf oldu
ilimlerin hepsine.
Bir manevi işaret alıp
henüz genç iken,
Babasıyla birlikte,
Mekkeye gitti hemen.
Uyurken Beytullaha çok
yakın bir binada,
Gaibden, kendisine geldi
şöyle bir nida:
(Ey Ahmed-i Bedevi,
uyan da Rabbini an!
Uyumakla, Allaha
yaklaşamaz bir insan.)
Kalktı ve abdest alıp,
andı Hak teâlâyı.
Tekrar uyuduğunda, duydu
aynı nidayı.
Diyordu ki: (Ey
Ahmed, uykudan uyan ve
kalk!
Rabbini sevenlere,
yakışır mı uyumak?
Yüksek derecelere
kavuşmak isteyenler,
Ne uyur, ne dinlenir,
ne de yiyebilirler.
Nefsinle mücadele
eyle ki sen şimdiden,
Yüksek derecelere
ereceksin çünkü sen.)
O günden itibaren, bir
aşk ile ruz-ü şeb,
Kendisini, ilme ve
ibadete verdi hep.
Konuşmayıp, halk ile
azalttı ilgisini.
Çalışıp, günden güne
çoğalttı bilgisini.
Öyle bir dereceye çıktı
ki en nihayet,
Ondan yayılır oldu
kullara rüşd, hidayet.
Hak aşığı olanlar, ona
gelip bu defa,
Onun bir sohbetini
bildiler cana safa.
Hep Allahı düşünür,
anardı Onu her an.
Onun nurlu kalbinde, iz
yoktu bu dünyadan.
Sahili görünmeyen bir
denizdi ilimde.
O, binlerce veliyi
yetiştirdi elinde.
Yüzünde, öyle heybet
vardı ki bu kişinin,
Hiç kimsede, cesaret
olmazdı bakmak için.
Bu yüzden, peçe ile
gizlerdi yüzünü hep.
(Bedevi)
denilmiştir kendine
bundan sebep.
Önceleri çok cesur ve
atılgan bir huya,
Sahipken, sonraları
çekildi inzivaya.
Sükutu tercih edip, terk
eyledi kelamı.
İşaret ederekten
anlatırdı meramı.
Devamlı oruç tutar,
bulurdu böyle huzur.
Bir zeytin tanesiyle
yapardı iftar, sahur.
Uzun boylu, heybetli ve
buğday benizliydi.
Kolları, bacakları, hem
uzun, hem etliydi.
Gayet nurlu, sevimli,
heybetliydi hem yüzü.
Doğuştan sürmeliydi, hem
dahi iki gözü. |