|
50 - ZÜNNUN-İ MISRİ
(Rahmetullahi Aleyh)
İsm-i azam duası
Vaktiyle Yusüf adlı var
idi ki bir kişi,
Her tarafı dolaşıp,
gezmekti onun işi.
İşitti ki, Mısır'da
Zünnun-i Mısri vardır.
İsm-i azamı bilen büyük
bir evliyadır.
Hanesini öğrenip, vardı
huzurlarına.
Dedi: (İsm-i azamı
öğretin lütfen bana.)
Ona, Hazret-i Zünnun hiç
bir şey buyurmadı.
Altı ay sonra onu,
huzuruna çağırdı.
Ve ona teslim edip,
sarılı bir paketi,
Buyurdu: (Filan zata
götür şu emaneti.)
O da alıp paketi, acele
çıktı yola.
Merak etti: Acaba
içindeki ne ola?
Kalbindeki merakı, git
gide fazlalaştı.
Sonra dayanamayıp,
paketi yolda açtı.
Açar açmaz ne görsün, o
paketin içinden,
Bir ufak fare çıkıp,
fırlayıp kaçtı birden.
Döndü hemen Zünnun-i
Mısri hazretlerine.
Ve hemen arz edince bunu
kendilerine,
Buyurdu ki: (Biz seni
denedik bunun ile.
Anladık ki, verilmez
sana bir fare bile.
Sen bu gün, bir fareye
eder isen ihanet,
İsm-i azam duası edilir
mi emanet?)
Bir zamanlar Mısır'da,
zengin biri var idi.
Kendisine, çok güzel
kaşane yapmış idi.
(Ne güzel oldu) diye,
etrafında gezerken,
Zünnun onu gördü ve
yanına geldi hemen.
Buyurdu ki: (Ey kişi,
çok yazık emeğine.
Değer mi bunca emek şu
dünyanın evine?
Halbuki üç gün sonra,
göçeceksin bu evden.
Sen, kendine Cennette ev
yapsana şimdiden.
Yakışır mı yolcuya, yolu
tamir eylemek?
Değer mi bu faniye bunca
zahmet ve emek?
İhtiyacı olana, dağıt
fazla malını.
Çalış, kazan helalden,
doğru ver zekatını.)
Zünnun hazretlerinin bu
tesirli sözünden,
Dünya muhabbetini söküp
attı gönlünden.
Dağıttı fakirlere, fazla
varsa her nesi.
Ve Zünnun-i Mısrinin
oldu bir talebesi.
Halisen tövbe edip,
başladı ibadete.
Sonra da vefat edip,
kavuştu saadete.
Ertesi gün, kabrine
ziyarete vardılar.
Gördüler ki kabrinde, şu
yazılı kağıt var:
(Bana, Zünnun-i Mısri ne
dediyse dünyada,
Hepsi olduğu gibi, doğru
çıktı burada.
Tövbem kabul edilip,
Cennete ilettiler.
Altından sular akan
evler ihsan ettiler.)
Rabbani tesir vardır
evliyanın sözünde.
Kurtulur tâbi olan,
yarın mahşer gününde.
Zira onlar, her sözü
kalplerinden söylerler.
Bir söz ki çıkar
kalpten, kalplere tesir
eder. |