|
50 - ZÜNNUN-İ MISRİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Evliya merhameti
Zünnun-i Mısri var ki,
evliya-yı kiramdan,
Allah korkusu ile,
kaçardı her haramdan.
İnsanlar, akın akın
koşuyordu sohbete.
Sayesinde çok kişi
kavuştu hidayete.
Lakin bir genç vardı ki,
cahil olduğu için,
Bu veliye, hasetlik
ederdi için için.
Hem inkâr ediyordu onun
büyüklüğünü.
Hem de kötülüyordu,
bilmiyordu sözünü.
Zünnun, bunu sezmişti,
onun hareketinden.
Lakin bir şey demedi,
ona merhametinden.
Ona dahi acıyıp, o
veliler büyüğü,
Çıkarıp verdi ona, bir
kıymetli yüzüğü.
Buyurdu: (Götür bunu, şu
çarşı esnafına.
Sor ki, ne veriyorlar
acaba onlar buna?)
O genç aldı yüzüğü,
dolaştı dükkan dükkan.
Ve lakin o yüzüğe,
olmadı dönüp bakan.
Esnaftan hiç bir talip
çıkmayınca yüzüğe,
Geri dönüp söyledi,
durumu bu veliye.
Buyurdu ki: (Evladım,
öyle ise bu defa,
Götürüp göster bunu,
kuyumcu ve sarrafa.)
O genç, bu olanlardan
bazı şeyler sezerek,
Bilcümle sarraflara, arz
eyledi gezerek.
Aldığı cevaplardan,
şaşkına dönüyordu.
Zira ona, her biri çok
değer veriyordu.
Geri dönüp dedi ki:
(Bütün mücevherciler,
Bin altının üstünde,
buna değer biçtiler.)
Buyurdu: (Anladın mı bu
işin hikmetini?
Demek ki, ehli anlar her
şeyin kıymetini.
Hiç değer vermez iken bu
yüzüğe o esnaf,
Bin altın değer biçti
halbuki buna sarraf.
Nasıl ki gül çekerse,
bülbülün ilgisini,
Sadece ehli anlar
tasavvuf bilgisini.
Bu ilimde, vardır ki
öyle kıymet ve şeref,
Onu, ehil olmayan
anlayamaz malesef.
Kıymetini bilenler,
demeyip uzak yakın,
Bu ilmi almak için,
koşuyor akın akın.
Bir kimse bilmiyorsa, bu
ilmin kıymetini,
Tutması lazım gelir hiç
olmazsa dilini.)
Genç, Zünnun-i Mısriden
bunları işitince,
Utandı, mahcup oldu,
düşündü ince ince.
Dedi: (Bu sözleriniz,
etti bana hayli kâr.
Silindi tamamiyle
kalbimdeki o inkâr.)
Buyurdu: (İşin başı,
evliyaya muhabbet.
Allah'ın dostlarını
sevmeye eyle gayret.
Onların hürmetine,
yağıyor yağmur ve kar.
Ve onların kalbinden,
kalplere feyiz akar.
Muhabbet bağı ile,
kalbini, kalplerine,
Bağla ki, aksın o nur
senin dahi kalbine.
Onlara, ne kadar çok
besler isen muhabbet,
Kalbine, o kadar çok
akar feyiz, bereket.) |