|
49 - MEVLANA HALİD-İ
BAĞDADİ
(Kuddise Sirruh)
Kevser şerabı narkoz
gibidir. Ölürken bir
damla verirler. Ölüm
acısı duyulmaz.
(Kelam-ı kibar)
Mahcup oldular
Bu zat, talebesiyle
ederken bir gün sohbet,
Buyurdu ki: (Geliyor
yanımıza bir zulmet.)
Aradan yarım saat
geçmemişti ki daha,
Bir rafızi âlimi
giriverdi dergaha.
Ayrıca, âlim diye
getirmiş on adiyi,
Ki, imtihan etsinler
Halid-i Bağdadiyi.
Mübarek huzuruna girince
onlar fakat,
Yüzlerine bakmayıp,
etmedi hiç iltifat.
Vakar ve heybetinden
korkarak onlar hatta,
Dikilip, yarım saat
beklediler ayakta.
Sonra Mevlana Halid, o
gelen kimselere,
İşaret eyledi ki:
(Oturun şimdi yere!)
Yüzlerine bir defa bile
dönüp bakmadan,
Sohbetini bitirip, çıkıp
gitti dergahtan.
Onlar, bir müddet daha
titreyip yine böyle,
Sonra, kendilerine
geldiler tamamiyle.
Dediler: (Bu âlimde bir
haller var ki fakat,
Onu anlamak için, bizde
yok güç ve takat.)
Çaresizlik içinde,
düşünüp taşındılar.
Onu mağlup edecek bir
âlim aradılar.
Nihayet Şeyh Yahya-yı
Mezveri isminde bir,
Âlime mektup yazıp,
dediler: (Hal böyledir.
Burada, Halid diye
vardır ki genç bir âlim,
Herkes mağlup oluyor
karşısına çıksa kim.
Bu zat, önce her ilmi
mükemmel tahsil edip,
Olmuştu genç yaşında,
büyük âlim ve edib.
Ve lakin Hindistana
gidip geldikten sonra,
Mürşitlik davasına
kalkıştı insanlara.
Onu mağlup etmekten,
aciz kaldık hepimiz.
Bu hususta, sadece
sizdedir ümidimiz.
Size vacib oldu ki, bu
taraflara gelip,
Buna, (dur!) diyesiniz,
ilimde onu yenip.)
Bu yazılan mektubu,
alınca bu Şeyh Yahya,
Bazı talebesiyle, geldi
hemen oraya.
Âlimler karşılayıp, çok
iltifat ettiler.
Hepsi, kendi evine
götürmek istediler.
Lakin o, aldırmayıp ilgi
ve iltifata,
Dedi: (Beni götürün
dediğiniz o zata.)
Dergahın kapısına yakın
geldiği vakit,
Ayakta karşıladı, onu
Mevlana Halid.
Müsafeha ederek, oturttu
yanlarına.
Ve ilgi göstererek,
iltifat etti ona.
Şeyh Yahyanın kalbinde,
ince, zor meseleler,
Vardı ki, soracaktı
onları birer birer.
Lakin o, tasarlarken
bunları sormak için,
Aldı cevaplarını, hiç
sual etmeksizin.
Zira Mevlana Halid, o
sualleri, tek tek,
Sayıp, cevaplarını verdi
izah ederek.
O, bu hali görünce
utandı kendisinden,
Hemen özür dileyip, oldu
talebesinden. |