|
49 - MEVLANA HALİD-İ
BAĞDADİ
(Kuddise Sirruh)
Mektup ve dua
Hacı Halil Efendi
namında biri vardı.
Padişahın hususi
hizmetini yapardı.
Hacca niyet ederek,
sultandan aldı izin.
Sonra çıktı sefere,
Kâbeye varmak için.
İstanbuldan ayrılıp,
geçince Üsküdara,
Mezarlık tarafından,
biri çıktı o ara.
Elindeki mektubu, uzatıp
ona derhal,
Dedi: (Halil efendi, şu
mektubu hele al.
Koy cebine, unutma,
varınca Şam şehrine,
Takdim eyle Mevlana
Halid hazretlerine.)
O, mektubu alarak, devam
etti yoluna.
Şama gelip yerleşti,
valinin konağına.
Mevlana Halid ise, o
akşam, hizmetçiye,
Buyurdu ki: (Hazırlan,
gideceğiz valiye.)
Ziyarete gidince
konağında valiyi,
Hürmetle karşıladı Halid-i
Bağdadiyi.
Halil Efendi dahi orada
idi, fakat,
O zatın mektubunu
unutmuştu o saat.
Ona, Mevlana Halid bir
şey demedi önce.
Hatırlattı sonunda,
mektubu vermeyince.
Buyurdu: (Yanınızda,
bize teslim edecek,
Birinden aldığınız
emanet olsa gerek.)
Yine hatırlamadı bunu
Halil Efendi.
(Bende, size verecek bir
emanet yok) dedi.
Buyurdu ki: (Olacak, bir
bakın cebinize.
Üsküdarda, birisi
vermişti onu size.)
O zaman hatırlayıp,
çıkardı onu hemen.
Takdim etti ve lakin çok
utandı halinden.
Halil Efendi dahi, arz
etti ki: (Efendim!
Bize dua buyurun, şimdi
hacca giderim.
Lakin hac dönüşünde,
misafir olup size,
İnşallah kavuşurum
yüksek himmetinize.)
Buyurdu ki: (Dönüşte
buraya uğrarsınız.
Lakin bizi burada, belki
bulamazsınız.)
Hakikaten Mekkede,
gördü ki bir gün o zat,
Bir cenaze namazı
kılarlar bir cemaat.
Ve yaklaşıp sordu ki:
(Cenaze yok ortada.
Siz, kimin namazını
kılarsınız burada?)
Dediler: (Vefat etti, bu
gün Mevlana Halid.
Biz, onun namazını
kılıyoruz bu vakit.)
O zaman, kendisine geldi
Halil efendi.
Haccedip, İstanbula
tekrar avdet eyledi.
Vakta ki Üsküdara vasıl
olunca yine,
Rastladı kabristanda o
mektup sahibine.
O sordu ki: (Mektubu,
hangi gün, hangi saat,
Verdiniz, ne buyurdu
okuyup o büyük zat?)
Dedi: (Şu gün, şu saat
teslim ettim kardeşim.)
O dedi: (Tam o günde,
halloldu o zor işim.) |