ŞİİRLERLE MENKIBELER

BUHARA EVLİYÂLARI

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhara Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

49 - MEVLANA HALİD-İ BAĞDADİ (Kuddise Sirruh)

Çekemeyenler oldu

 

O Mevlana Halid ki, Delhi’den ayrılarak,

Bağdat'a vardığında, büyük veli olarak,

 

Bilcümle âlimler ve fazilet sahipleri,

Talebeler ve şehrin ileri gelenleri,

 

Sevinç ve neşe ile, onu karşıladılar.

Ahali, sanki o gün, bir bayram yaşadılar.

 

Bir yıl önce ayrılıp, gider iken Delhi’ye,

Herkes yalvarıyordu, (Efendim gitme!) diye.

 

Lakin bir sene sonra, döndüğünde Delhi’den,

Derecesi, kat be kat artmıştı evvelkinden.

 

Bir çok Hak aşıkları, hep ona koşuyordu.

Zira ilim ve feyiz, ondan fışkırıyordu.

 

Lakin fesatçılar da, eksik olmuyordu pek.

Cephe alanlar oldu, onu çekemeyerek.

 

Bir fesatçı vardı ki, (Halet Efendi) diye,

Gidip şikayet etti, bu zatı halifeye.

 

Dedi ki: (Devlet için, tehlikelidir bu zat.

Her an yıkılabilir, o durdukça saltanat.

 

Onbinlerce adamı vardır ki bu kişinin,

Ortadan kalkmaz ise, zarardır devlet için.)

 

Zamanın padişahı, Sultan Mahmud Han ise,

Ona fena kızarak, eyledi muaheze.

 

Söylediği sözlere hiç etmeyip itibar,

Dedi: (Din adamından, devlete gelmez zarar.)

 

Halid-i Bağdadi de, işitince bu hali,

Sevinip, padişaha dua etti bir hayli.

 

O Mevlana Halid ki, Bağdat’a döndüğünde,

Âlimler, edep ile diz çöktüler önünde.

 

Vakur ve heybetliydi Hakk’ın bu evliyası.

Sohbeti, süpürürdü kalpten kiri ve pası.

 

Sohbetine bir gelen, ayrılmıyordu artık.

Cemaat, her gün daha olurdu kalabalık.

 

Bağdat valisi olan, Said Paşa da yine,

İşitip koştu hemen, onun ziyaretine.

 

Gördü ki, âlimlerin genci ve yaşlıları,

Edeple otururlar, öne eğik başları.

 

O sırada, bir nazar eyledi o valiye,

Heybetinden diz çöküp, başladı titremeye.

 

Biraz vakit geçip de, sakinleşince hali,

Buyurdu ki: (Kıyamet dehşetli yer ey vali!

 

O gün öyle gündür ki, çok süt veren analar,

Körpe yavrularını, korkudan unuturlar.

 

Ve nice hamileler vardır ki ayriyeten,

Vakitsiz doğururlar, o günün dehşetinden.

 

Herkesi sarhoş gibi görürsün, değillerdir.

Lakin Hak teâlânın azabı şiddetlidir.)

 

Bu nasihatleri de işitince o vali,

Başladı titremeye, değişti yine hali.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan