|
49 - MEVLANA HALİD-İ
BAĞDADİ
(Kuddise Sirruh)
Halid herşeyi götürdü
Abdullah Dehlevinin
hizmet ve himmetinde,
Kalıp, kısa zamanda
kemale geldiğinde,
Üstadı, kendisine
buyurdu ki: (Ey Halid!
Şimdi memleketine geri
dön, Bağdata git.
Sen de yay bu nurları,
taliplerin kalbine.
Ve Hak aşıklarını,
kavuştur Rablerine.)
Arz etti ki: (Ey hocam,
ey sebeb-i nimetim!
Bu hizmetin ifası, zor
olur zannederim.
Çünkü o diyarlarda, var
ki öyle kişiler,
Pek fazla itibar ve
şöhret sahibidirler.
Cümle halk, o zatlara
gönülden bağlıdırlar.
Âlimler de, onlara gayet
saygılıdırlar.
Ben eğer kalkışırsam o
yerlerde bu işe,
Halk beni men eder ve
başlarlar serzenişe.)
O böyle arz edince,
buyurdu ki: (Ey Halid!
Sen gidince, vaziyet
olur buna müsait.
Sen anlat doğru yolu
oranın insanına.
Herkes gelip yüz sürer,
ayağının tozuna.
İtibarlı kişiler olsa da
orda gerçi,
Sen gidince, onlar da
olur sana hizmetçi.)
Sonra, bütün talebe ve
cümle ahaliyle,
Yürüdü dört mil kadar,
onu teşyi etmeye.
Gözyaşları içinde, onu
uğurladılar.
(Halid herşeyi aldı,
götürdü) buyurdular.
Delhi'den ayrıldıktan
bir müddet sonra yine,
Mektup yazıp, şunları
buyurdu kendisine:
(Ey Allahın sevgili
kulu Mevlana Halid!
Esselamü aleyküm,
duacıyım beş vakit.
Tepeden tırnağa dek,
kusur içinde olan,
Bu fakire, öyle çok
nimet gelir ki her an,
Bunların şükrü için,
Allahü teâlâya,
Ne desem yine azdır,
sığmaz söze, yazıya.
Vücudumun her kılı,
konuşup gelse dile,
Şükrünün zerresini, eda
edemez bile.
En büyüğü şudur ki bu
gelen nimetlerden,
İnabet almanızdır, sizin
bu fakirlerden.
İftihar ediyorum, bu
fakir sizin ile.
Çünkü bu yol, yayılır,
kuvvetlenir sizinle.
Teveccühlerinize
kavuşmakla bu âlem,
Başka âlem oluyor,
şükrolsun buna her dem.
Nasıl Baki Billahın
talebesi içinde,
İmam-ı Rabbaninin yeri
ayrı idiyse,
Ben dahi söylerim ki,
her zaman tekrar tekrar,
Mevlana Halid ile
ediyorum iftihar.
Siz, o memleketlerin,
kutb-u âlemisiniz.
Sizin vasıtanızla
yayılır nur ve feyiz.
Şimdi sizin eliniz,
benim elim demektir.
Hem dahi sizi görmek,
aynen beni görmektir.) |