|
48 - ABDULLAH-I DEHLEVİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Bir nazarı kâfiydi
Abdullah-ı Dehlevi, çok
büyük bir veliydi,
Her türlü meziyette,
devrinin bir tekiydi.
Öyle tesirliydi ki söz
ve nasihatları,
Doğru yola çekmeye,
kâfiydi bir nazarı.
Bir gün, geldi bir kişi
yüksek huzurlarına.
Dedi: (Girmek isterim,
büyüklerin yoluna.)
Onu kabul buyurup, dedi
ki: (Öyle ise,
Sair talebe gibi, sen de
başla tedrise.)
Dedi: (Size gelmekten,
şu idi ki maksadım,
Hiç zahmete girmeden,
hasıl olsun muradım.
Sıkıntı çekeceksem sizin
yanınızda da,
Böylesi her yerde var
zaten zamanımızda.)
O zaman buyurdu ki: (Gel
otur öyle ise.
Sıkıntı çektirmeden
vereyim ben de size.)
Ve ona eyleyince bir
teveccüh ve nazar,
Bir lahzada, kalbine
akıttı feyz-ü envar.
O, bunun tesiriyle,
kendinden geçti hemen.
Zannetti ki, yüreği
kopuverdi yerinden.
Kendine geldiğinde,
talebeler sordu ki:
(Kardeşim, biraz önce
sana böyle n'oldu ki?)
Dedi: (Çıktı kalbimden,
ne varsa fena huylar.
Doldu onun yerine, ilahi
feyz ve nurlar.)
Vefatı yaklaşınca,
vasiyet eyledi ki:
Çoğaltın kalbinizde
büyüklere sevgiyi.
Ahlak-ı hamideyle amel
edin daima,
Ve koşun insanlara,
hizmet ile yardıma.
Salih kimseler ile, hep
beraber bulunun.
Ve lakin kötülerden,
daima uzak durun.
Ölürsem, cenazemi
götürürken mezara,
Birisi, şu beytleri
oksun önüm sıra:
(Kerimin huzuruna,
azıksız çıka geldim.
Ne bir iyiliğim var,
ne bir iyi amelim.
Bundan daha çirkin
şey, acaba var mıdır ki,
Sen azık götürürsün,
O, kerimdir halbuki.)
Ondan sonra, daha da
yaklaşınca vefatı,
Dostlarını çağırıp,
yaptı şu nasihatı:
(Kardeşlerim, talebe,
sadık talip demektir.
Çalışmaktan başka hiç,
birşey düşünmemektir.
Rabbinin sevgisine hemen
kavuşmak için,
Kalbi, bu muhabbetle
yanar hep için için.
Bilmediği bir aşkla, o,
şaşkın bir haldedir.
Düşünmez yemek içmek,
bilmez ki bu hal nedir?
Dinmez gözünün yaşı, hiç
uyku uyuyamaz.
Günahından utanıp,
başını kaldıramaz.
Yapacak olsa eğer, o
herhangi bir işi,
Günah olmasın diye,
çırpınır, titrer içi.
Her nefeste, Rabbini
anar umumiyetle.
Tek bir dakikasını,
geçirmez gaflet ile.
Herkesle iyi olur, hiç
etmez münakaşa.
İyilik, ihsan eder her
dost ve arkadaşa.
Bir kalbi incitmekten
çok korkar ve çekinir.
Çünkü o, gönülleri,
Allahın evi bilir.
Kimsenin arkasından
konuşup, gıybet etmez.
Bilir ki, ahirette
sorulur her bir nefes.
Ve bilir ki, birinin
yaparsam gıybetini,
Bulamam ahirette,
amelimin ecrini.)
|