|
48 - ABDULLAH-I DEHLEVİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Hıristiyanın imanı
Abdullah-ı Dehlevi, çok
büyük bir evliya.
Ondan yayılıyordu
dünyaya nur ve ziya.
Nice fasık kimseler,
hatta nice kâfirler,
Bir teveccühü ile
hidayete geldiler.
Güzel ve yakışıklı vardı
ki genç birisi,
Hıristiyan dinine mensub
idi kendisi.
Bu genç, bir gün gelerek
Abdullah Dehleviye,
Başladı sohbetini
severek dinlemeye.
Cemaatten bazısı, dedi
ki bu arada:
(Bu hıristiyan gencin,
ne işi var burada?)
Lakin o, bir teveccüh
buyurunca o gence,
Kalbi, iman nuruyla
aydınlandı hemence.
Şehadeti getirip, iman
etti nihayet.
Bir tek teveccühüyle,
oldu işbu hidayet.
Bir gün de, birisini
alaraktan yanına,
Gitti akrabasından
ihtiyar bir kadına.
Zira kadıncağızın,
etmişti kızı vefat.
Taziye etmek için
gitmişti ona bizzat.
Buyurdu ki: (Üzülme,
Rabbimiz sana yine,
Daha iyi bir evlat verir
onun yerine.)
Dedi ki: (Ben ve kocam,
hayli ihtiyarladık.
Bu yaşta çocuğumuz olmaz
ki bizim artık.)
Buyurdu ki: (Her şeye
kadirdir Hak teâlâ.
Sizin de çocuğunuz
olabilir pekala.)
O haneden çıkarak,
girdiler bir camiye.
Dua etti: (Ya Rabbi,
buna çocuk ver) diye.
Hakikaten bir sene
geçmişti ki aradan,
Ona bir oğlan çocuk
ihsan etti Yaradan.
Abdullah Dehlevinin
dergahının yanında,
Bitişik bir arsası vardı
bir kadının da.
Talebe çoğalınca, dergah
dar geliyordu.
Genişletmek lüzumu artık
beliriyordu.
Arsa sahibi olan o
kadına vardılar.
Meseleyi, güzelce
kendine anlattılar.
Dediler ki: (Arsanı
satarsan eğer bize,
Katacağız onu da, mevcut
medresemize.)
Lakin kabul etmedi bu
teklifi o kadın.
Dedi ki: (Satmıyorum,
siz başka arsa bakın.)
Allahın dostlarını
sevmez idi o hatta.
Satmamak hususunda, inat
etti adeta.
Dediler: (Utanırsan
satmak için arsayı,
Sana, gizli olarak
göndeririz parayı.
Hediye ettiğini söyle
sen her insana.
Parasını, gizliden
göndeririz biz sana.)
Fakat son cevabı da
verdi o (Hayır) diye.
Hem de hakaret etti
Abdullah Dehleviye.
Hakaret ettiğini haber
verince ona,
Nazik kalbi, şiddetle
kırıldı o kadına
O günden itibaren
kadının ailesi,
Her gün eksiliyordu
ölerek bir tanesi.
Nihayet bir çocuğu
kalmış idi sonunda.
Mühim bir hastalığı
çıktı en son onun da.
Kadın, bu olanlardan
anladı hatasını.
Derhal hediye etti
dergaha arsasını.
Çocuk da, hastalıktan
kurtulup buldu sıhhat.
Götürüp, medreseye
yazdırdı onu bizzat.
|