|
48 - ABDULLAH-I DEHLEVİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Hastalık nimettir
Abdullah-ı Dehlevi, şanı
büyük bir veli.
Meşhurdu halk içinde bir
çok kerametleri.
Bir gün, biri gelerek
mübarek huzuruna,
(Oğlumuz, çoktan beri
kayıptır) dedi ona.
Ve ilave etti ki:
(Lütfen dua ediniz.
Tekrardan ihsan etsin
onu bize Rabbimiz.)
Onun bu sözlerini
dinleyip bu mübarek zat,
Buyurdu ki: (Oğlunuz
evindedir şu saat.)
O kimse hayret edip,
dedi: (Ama efendim,
Şimdi evden ayrılıp,
huzurunuza geldim.)
O yine buyurdu ki:
(Evine dön ki şu an,
Rabbimiz onu size,
tekrardan etti ihsan.)
(Peki efendim) deyip,
evine gittiğinde,
Gördü ki, oturuyor oğlu
gelmiş evinde.
Yine bir gün, birisi,
ölüm yatağındaki,
Hastasını sırtlayıp,
geldi bir seher vakti.
Dedi ki: (Ey efendim,
çok ağırdır hastamız.
Belki bir şifa bulur,
dua buyurursanız.)
Şöyle bir nazar etti
hastaya bir kerecik.
Kavuştu sıhhatine o
kimse hemencecik.
Böyle, binlerce kişi,
dua alıp o zattan,
Şifaya kavuşurdu her
türlü mazarrattan.
Kimin bir hastalığı olsa
idi o günde,
Gelip birikirlerdi,
kapısının önünde.
Lakin kendisinin de, üç
mühim derdi vardı.
Hatta namazlarını, hep
özürlü kılardı.
Sevdiklerinden biri,
buna olup muttali,
Bir gün, kendilerine
sual etti bu hali:
(Efendim, bu devirde kim
hasta olsa eğer,
Kapınıza gelerek, sizden
dua isterler.
Siz bir dua edince,
gelen her bir hastaya,
Her biri, duanızla
kavuşuyor şifaya.
Halbuki sizin dahi
vardır hastalığınız.
Ve bilhassa üçünden, hiç
yoktur rahatınız.
Lakin hikmet nedir ki,
etmezsiniz hiç dua?
Etseniz, size dahi verir
Allah bir deva.)
Buyurdu ki: (Kurtulmak
istiyor dertten onlar.
Bu yüzden bize gelip,
hep dua istiyorlar.
Biz ise, Rabbimizin
verdiği bu dertlerden,
O gönderdiği için,
razıyız herbirinden.
Kemend-i mahbubdur ki,
her musibet ve bela,
Sevdiği kullarına
gönderir Hak teâlâ.)
Kıtlık vaki olmuştu bir
zaman da Delhide.
Buna çok üzülmüştü,
Abdullah Dehlevi de.
Mescidin avlusuna çıktı
bir gün nihayet.
Kızgın güneş altında,
oturdu kısa müddet.
Dedi ki: (Ya ilahi,
yağmur yağana kadar,
Buradan gitmemeye, bu
kulun verdi karar.)
O böyle söyleyince, çok
geçmedi aradan.
Nehirler akar gibi,
yağmur yağdı havadan.
Çok nazlı kullarıdır
Allahın çünkü onlar.
Onların hürmetine,
yağdırır yağmur ve kar.
Resulullahtan gelen
ilahi feyiz ve nur,
Onların kalplerinden,
herkese vasıl olur.
Bu büyük velilerin
hürmetine ya Rabbi!
Bizi, her halimizde
onlara eyle tâbi.
|