|
48 - ABDULLAH-I DEHLEVİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Keramet sahibiydi
Allah adamlarından
Abdullah-ı Dehlevi,
İnsanları, hak yola
davet eden bir veli.
Bir gün, Resulullaha
olan muhabbetinden,
Dayanamaz bir hale geldi
çok hasretinden.
O aşk ile ağlayıp, etti
o gün sabahı.
O gece, rüyasında gördü
Resulullahı.
Büyük bir muhabbetle
varınca önlerine,
Sevgiyle sarıldılar,
hemen birbirlerine.
Bir gün, Delhi camii
imamının evladı,
Hasta olup, doktorlar
bir çare bulamadı.
Babası, rüyasında gördü
ki o günlerde,
Abdullah-ı Dehlevi
bulunuyor o evde.
Ve hasta çocuğuna,
ediyor birşey ikram.
Sabahleyin gördü ki,
oğlu sıhhattedir tam.
Kıymetli bir hediye
alaraktan eline,
Bu büyük veli zatın,
geldi ziyaretine.
O, tebessüm ederek
buyurdu ki: (Bu nedir?
Bu geceki hizmetin,
yoksa ücreti midir?)
Talebeden biri de, bir
yere gidiyordu.
Bir ara, üstadını
yanında görür oldu.
Buyurdu: (Hızlı yürü,
uzaklaş kafileden.
Basacak haramiler
kafileyi geriden.)
O, hızlanıp gidince bir
hayli mesafeyi,
Arkadan soyguncular,
bastılar kafileyi.
Talebeden biri de
anlatır ki şöylece:
Abdullah Dehleviyi
rüyada gördüm gece.
Henüz tanımıyordum o
zaman bu veliyi.
Beni davet eyledi
ziyarete Delhi'yi.
Bulunduğum diyar da, çok
uzaktı Delhi'den.
Lakin duramıyordum onun
muhabbetinden.
Hiç bir şey dinlemeyip,
o gün düştüm yollara.
Lakin yolu şaşırıp, çok
üzüldüm o ara.
Ne tarafa gideyim? diye
düşünür iken,
Rüyada gördüğüm zat,
önüme çıktı birden.
Bana yolu gösterip,
kayboldu tekrar yine.
Henüz onu görmeden,
kavuştum himmetine.
Bir gün de, hastalandı
bir çocuk talebeden.
Gelip dua istedi, babası
bu veliden.
Lakin dua etmedi oğluna
o kişinin.
O ise anlamadı hikmetini
bu işin.
Düşünürken ne için dua
etmiyor? diye,
Buyurdu ki: (Oğluna
Allah rahmet eyleye.)
Anladı ne sebepten dua
etmediğini.
Öğrendi döndüğünde vefat
eylediğini.
Bir talebesinin de
amcasını, hükümdar,
Suçsuz yakalatarak,
hapsetti apar topar.
O da hemen gelerek,
Abdullah Dehleviye,
Anlattı üzülerek (İş
böyle böyle) diye.
Buyurdu ki: (Oraya
gönder de birisini,
Çıkarıp alıp gelsin
hapisten kendisini.)
Dedi: (Hapishanenin dışı
ve içi bile,
Sarılmış çok sayıda
asker ve bekçi ile.)
Buyurdu ki: (Evladım,
siz sözümü dinleyin.
Gidip hapishaneden onu
alın ve gelin.)
(Peki) deyip, biriyle
gitti hemen oraya.
Amcasını alarak, çıkardı
dışarıya.
O kadar bekçi, asker, o
kadar muhafızlar,
Girip çıktıklarından,
haberdar olmadılar.
|