|
47 - BEHAEDDİN ZEKERİYYA
(Rahmetullahi Aleyh)
Niçin şükretmeyeyim?
Kerametler sahibi, bir
velisidir Hakkın.
Kulların hizmetine
çalışmıştır bihakkın.
Dine hizmet aşkıyle,
kalbi hep çarpıyordu.
Bir şeyler yapmak için
fırsatlar arıyordu.
Zengin idi, malını verdi
islam yolunda.
Çünkü mal ve paranın,
sevgisi yoktu onda.
Ne kadar çok idiyse onun
malı, serveti,
Çok idi o kadar da, o
mallara nefreti.
Bir gün, bir talebeye
buyurdu: (Odaya gir.
Beşbin dinar olacak,
onları bana getir.)
Talebe, o odaya girdi ve
döndü geri.
Dedi ki: (Göremedim
içerde akçeleri.)
(Elhamdülillah) deyip,
dersine etti devam.
Olmadı bu hususta onda
hiç üzüntü, gam.
Az sonra o talebe, içeri
girdi yine.
Onları bulduğunu arz
etti kendisine.
O zaman dinarları aldı
(Peki) diyerek.
Devam etti dersine, bir
daha hamd ederek.
Merak etti talebe, dedi
ki: (Efendim, siz,
Niçin iki halde de, yine
hamd eylediniz?)
Buyurdu ki: (Evladım,
niçin hamdetmeyeyim?
Rabbimiz iman vermiş,
dünyalığı nideyim?
Paranın varlığıyla,
yokluğu, bu dünyada,
Müsavidir, değişmez
dervişlerin yanında.
Dünya elden çıkınca,
üzüntü duymazlar hiç.
Ele geçirince de,
bulmazlar asla sevinç.
Ben dahi birincide,
nazar ettim kalbime.
Gördüm ki üzüntü yok,
şükreyledim Rabbime.
İkinci seferde de,
kalbime ettim nazar.
Gördüm ki bir sevinç
yok, şükreyledim, o
kadar.
Bir kul ki, Allahını
seviyorsa eğer çok,
Fark etmez ona göre
dünyalık var veya yok.)
Bu cevap, talebenin
sürur verdi gönlüne.
Daha arttı yakini onun
büyüklüğüne.
Hazret-i Behaüddin,
tevazu sahibiydi.
Kendini üzenlere, sabır
küpü gibiydi.
Hatta o, kendisine
kötülük edenlere,
İhsan ve ikramlarda
bulunurdu çok kere.
Derdi ki: (Hak yolunda
yürüyen kimseleri,
Rabbimiz, imtihana tâbi
tutar ekseri.
Kulların cefasından
olunca mutazarrır,
Hiç karşılık vermeyip,
göstermeli hep sabır.
Sırf sabır kâfi değil
hatta o insanlara,
Ayrıca gül demeti
sunmalıdır onlara.)
Bu Allah adamı da
zengindi, malı çoktu.
Bu yüzden bazıları,
yapardı dedi-kodu.
Mesela derlerdi ki: (Bu
nasıl evliyadır?
Hepimizden daha çok malı
ve mülkü vardır.)
O, bunları duyunca,
buyurdu: (Ey insanlar!
Hak teâlâ, dünyayı
sevmiyor zerre kadar.
Dünyanın tamamının,
olmayınca kıymeti,
Olur mu bir kısmının
hiçbir ehemmiyeti?
Evet, o dünyalıktan çok
var ise de bizde,
Lakin muhabbetleri, hiç
yoktur kalbimizde.) |