ŞİİRLERLE MENKIBELER

BUHARA EVLİYÂLARI

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhara Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

47 - BEHAEDDİN ZEKERİYYA (Rahmetullahi Aleyh)

Önce iztemediler, ama....

 

Hindistan’da yetişmiş Hakk’ın evliyasıdır.

Feridüddin Genc Şeker, bu zatın dayısıdır.

 

Binyüzaltmışdokuz’da Mültan’da doğan bu zat,

Yüz sene ömür sürüp, orada etti vefat.

 

Çocuk yaşta başladı o ilim tahsiline.

Ve Kur'an-ı kerimi geçirdi ezberine.

 

Kalbi, ilim öğrenmek aşkıyle yanıyordu.

Çalışıp, tez zamanda büyük bir âlim oldu.

 

En son Şihabüddin-i Sühreverdi’ye gidip,

Çok istifade etti, sohbetini dinleyip.

 

O veliden aldığı feyizlerle nihayet,

Yetişip, o büyükten aldı mutlak icazet.

 

Evliyalık yolunu herkese yaymak için,

Mültan’a tayin etti hocası onu ilkin.

 

Lakin halk, istemedi orada kendisini.

Hatta ima ettiler beyhude geldiğini.

 

(Burada, senin gibi âlimler çok bulunur.

Onun için bu yerde, sana ihtiyaç yoktur.)

 

Manasını ifade etmek düşüncesiyle,

Tam dolu bir kase süt gönderdiler biriyle.

 

Bundaki gizli mana ve bu ince nükteyi,

Yüksek firasetiyle anladı gayet iyi.

 

O da, buna mukabil, kasenin üzerine,

Büyükçe bir (Gül) koyup, iade etti yine.

 

Demek istemişti ki: (Biz de, o âlimlerin,

Gül’ü olmak üzere buraya geldik, bilin.)

 

Onlar bunu görünce, şaşırdılar o saat.

Dediler: (Alelade bir âlim değil bu zat.)

 

Mültan’da mevcut olun o âlimlerin hepsi,

Onu büyük bilerek, oldular talebesi.

 

Bu veli zat, orada hem ilmi yayıyordu,

Hem de halkın refahı için çalışıyordu.

 

Sulama kanalları, kuyular açtırarak,

Sulattı tarlaları, kalmadı bir yer kurak.

 

Onun gayreti ile, ekildi araziler.

Yemyeşil, Cennet gibi oldu o susuz yerler.

 

Kendi de zengin idi, çoktu malı, serveti.

Lakin yoktu kalbinde onların muhabbeti.

 

Dağıttı o serveti, islamı yaymak için.

Kalbi, hizmet aşkıyle yanardı için için.

 

O, bu aşkla yaşadı, bu aşkla etti vefat.

Kullara hizmet için, gayret etti her saat.

 

Olsaydı talebenin her ne ihtiyaçları,

Bizzat şahsi malından karşılardı onları.

 

Mültan’da, kuvvetli bir kıtlık oldu bir zaman.

Vali yardım istedi bu büyük evliyadan.

 

Onun vermiş olduğu çok tahıl ve paralar,

Sayesinde, kıtlıktan görmedi kimse zarar.

 

Talebeye, lezzetli yemekler hazırlatır,

Kendi dahi sofrada olurdu bizzat hazır.

 

Yemekte sohbet eder, neşeli yemek yerdi.

Yanında olanlara, lokma ikram ederdi.

 

Bundan, talebeleri hoşlanırdı pek fazla.

Ona bağlanırlardı hem daha bir ihlasla.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan