|
47 - BEHAEDDİN ZEKERİYYA
(Rahmetullahi Aleyh)
Önce iztemediler,
ama....
Hindistanda yetişmiş
Hakkın evliyasıdır.
Feridüddin Genc Şeker,
bu zatın dayısıdır.
Binyüzaltmışdokuzda
Mültanda doğan bu zat,
Yüz sene ömür sürüp,
orada etti vefat.
Çocuk yaşta başladı o
ilim tahsiline.
Ve Kur'an-ı kerimi
geçirdi ezberine.
Kalbi, ilim öğrenmek
aşkıyle yanıyordu.
Çalışıp, tez zamanda
büyük bir âlim oldu.
En son Şihabüddin-i
Sühreverdiye gidip,
Çok istifade etti,
sohbetini dinleyip.
O veliden aldığı
feyizlerle nihayet,
Yetişip, o büyükten aldı
mutlak icazet.
Evliyalık yolunu herkese
yaymak için,
Mültana tayin etti
hocası onu ilkin.
Lakin halk, istemedi
orada kendisini.
Hatta ima ettiler
beyhude geldiğini.
(Burada, senin gibi
âlimler çok bulunur.
Onun için bu yerde, sana
ihtiyaç yoktur.)
Manasını ifade etmek
düşüncesiyle,
Tam dolu bir kase süt
gönderdiler biriyle.
Bundaki gizli mana ve bu
ince nükteyi,
Yüksek firasetiyle
anladı gayet iyi.
O da, buna mukabil,
kasenin üzerine,
Büyükçe bir (Gül) koyup,
iade etti yine.
Demek istemişti ki: (Biz
de, o âlimlerin,
Gülü olmak üzere buraya
geldik, bilin.)
Onlar bunu görünce,
şaşırdılar o saat.
Dediler: (Alelade bir
âlim değil bu zat.)
Mültanda mevcut olun o
âlimlerin hepsi,
Onu büyük bilerek,
oldular talebesi.
Bu veli zat, orada hem
ilmi yayıyordu,
Hem de halkın refahı
için çalışıyordu.
Sulama kanalları,
kuyular açtırarak,
Sulattı tarlaları,
kalmadı bir yer kurak.
Onun gayreti ile, ekildi
araziler.
Yemyeşil, Cennet gibi
oldu o susuz yerler.
Kendi de zengin idi,
çoktu malı, serveti.
Lakin yoktu kalbinde
onların muhabbeti.
Dağıttı o serveti,
islamı yaymak için.
Kalbi, hizmet aşkıyle
yanardı için için.
O, bu aşkla yaşadı, bu
aşkla etti vefat.
Kullara hizmet için,
gayret etti her saat.
Olsaydı talebenin her ne
ihtiyaçları,
Bizzat şahsi malından
karşılardı onları.
Mültanda, kuvvetli bir
kıtlık oldu bir zaman.
Vali yardım istedi bu
büyük evliyadan.
Onun vermiş olduğu çok
tahıl ve paralar,
Sayesinde, kıtlıktan
görmedi kimse zarar.
Talebeye, lezzetli
yemekler hazırlatır,
Kendi dahi sofrada
olurdu bizzat hazır.
Yemekte sohbet eder,
neşeli yemek yerdi.
Yanında olanlara, lokma
ikram ederdi.
Bundan, talebeleri
hoşlanırdı pek fazla.
Ona bağlanırlardı hem
daha bir ihlasla.
|