ŞİİRLERLE MENKIBELER

BUHARA EVLİYÂLARI

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhara Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

45 - ALAADDİN-İ SABİR (Rahmetullahi Aleyh)

Evliyaya düşmanlık

 

Hindistan’da bir zaman, Ganj Nehri üzerine,

Bir kanal yapılması düşünülmüştü yine.

 

İstişare edilip, verildi buna karar.

Ve bunu yapmak için, başladı hazırlıklar.

 

Kanal, plana göre dergahtan geçiyordu.

Bunun için, dergahı yıkmak gerekiyordu.

 

Müslümanlar bu işe, hiç razı olmadılar.

Ve lakin bu karara mani olamadılar.

 

İngiliz mühendise verilmişti inşaat.

Ve malesef başlayıp, devam etti icraat.

 

Çadır kurdu mühendis o yerin yakınına.

Bir gün kalmış idi ki, dergahın yıkımına,

 

O gece, yatağına yatmış idi o, lakin,

Çok feci vaziyette uyandı sabahleyin,

 

Zira o, kendisini çadırda, bir direkte,

Baş aşağı bulmuştu, bağlı bir vaziyette.

 

Hiç giren olmamıştı halbuki çadırına.

Yardımcıları gelip, toplandılar yanına.

 

Çözdüler mühendisin ayağını, elini.

Hemen tahmin ettiler bu işin sebebini.

 

Dediler: (Bu dergahın sahibi evliyadır.

Hak teâlâ indinde, çok itibarı vardır.

 

Siz, hemen vaz geçin ki bu dergahı yıkmaktan,

Çünkü bu, bir ikazdır size o veli zattan.)

 

O dahi kabul edip, düzeltti planını.

Yıkmadı bu mübarek velinin dergahını.

 

Zira kim zarar vermek isterse bu zatlara,

Muhakkak pişman olup, kendi uğrar zarara.

 

Bir gün de, bir ingiliz, yanında adamları,

Birlikte gelmişlerdi gezmek için Kalyar’ı.

 

Alaaddin Sabir’in kabrini gören bu zat,

Ayakkabılarıyla girecekti ki, fakat,

 

Türbenin bakıcısı, mani olup şiddetle,

Bırakmadı, içeri girsin bu vaziyette.

 

Dedi: (Pabucunuzu çıkarıp öyle girin.

Zira bu girdiğiniz, kabridir bir velinin.

 

Bu zata öyle kıymet verir ki cenab- Hak,

Saygısızlık yapanlar, ceza görür muhakkak.)

 

O ingiliz subayı, pek fazla sinirlendi.

Kırbacını kaldırıp, ona vurmak istedi.

 

Tam vuracak idi ki kabrin hizmetçisine,

O esnada bir ağrı saplandı midesine.

 

Kamçısını düşürüp, midesini tutarak,

Başladı kıvranmaya gayet feci olarak.

 

Midesinin ağrısı, gittikçe artıyordu.

Hemen adamlarına, (Bu nedir?) diye sordu.

 

Dediler ki: (Burası, Alaaddin-i Sabir,

Adında çok yüksek bir evliyanın kabridir.

 

Hizmetçi, bu hususta eyledi sizi ikaz.

Lakin siz dinlemeyip, eylediniz itiraz.

 

Siz, bu veli kabrine saygısızlık yaptınız.

Bu yüzden, bu belaya birden yakalandınız.

 

Siz bu halden pişmanlık duyun ki bu arada,

Çıksın midenizdeki o şiddetli ağrı da.)

 

Ve lakin o ingiliz, yine pişman olmayıp,

Dedi ki: (Uzaklara götürün beni alıp.)

 

İngiliz subayını, oradan götürdüler.

Ve lakin yarı yolda öldüğünü gördüler.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan