|
44 - YUSUF-İ HEMEDANİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Mümine edep yakışır
Yusüf-i Hemedani,
evliya-yı kiramdan.
İnsanları, hak yola
çağırırdı durmadan.
Bağdatta, Nizamiye
Medresesinde bizzat,
Ederdi insanlara, her
gün vâz-ü nasihat.
Onun islamiyete yaptığı
bu hizmeti,
Yayıldı dalga dalga,
arttı şanı şöhreti.
Üç ilim talebesi vardı
ki o diyarda,
Onun büyüklüğünü
işitmişti onlar da.
Birisi (Ebu Said), (İbnüssakka)ydı
biri,
Bir de (Abdülkadir-i
Geylani) hazretleri.
Bir gün konuştular ki:
Biz de gidip görelim.
Nasıl bir kimse imiş,
halini öğrenelim.
İbnüssakka dedi ki:
(Gidince, ona, bir tek,
Sual soracağım ki, cevap
veremeyecek.)
Ebu Said dedi ki: (Ben
de, bir şey sorayım.
Verebilecek mi ki
cevabını bakayım.)
Abdülkadir Geylani,
küçüktü yaşı henüz.
Böyle edepsizliğe,
etmedi hiç teşebbüs.
Dedi: (Allah korusun, o
zat büyük bir âlim.
Ona sual sormaya ne
haddim olur benim?
Büyük nimet bilirim
huzuruna girmeyi.
Ve şeref addederim,
cemalini görmeyi.)
Onlar, bu niyetlerle ona
gittiklerinde,
Yusüf-i Hemedani, o an
yoktu yerinde.
Sonra gelip, hiddetle
baktı İbnüssakkaya.
Buyurdu ki: (Sende hiç
yok mudur edep, haya?
Demek bana bir sual
sormak arzu edersin.
Hem dahi cevabını
veremem zannedersin.
Sormayı düşündüğün sual
şudur) diyerek,
Verdi tam cevabını, tek
tek izah ederek.
O haddini bilmeze
anlatıp bu hususu,
Buyurdu ki: (Geliyor
senden küfür kokusu.)
Sonra, Ebu Saide buyurdu
ki dönerek:
(Sen dahi, imtihana
yeltendin beni demek.)
Onun sualini de
söyleyerek evvela,
Peşinden, cevabını izah
etti pekala.
Sonra, Abdülkadir-i
Geylaniye dönerek,
Buyurdu ki: (Bu halin,
olsun sana mübarek.
Gösterdiğin bu güzel
edep ile, sen bu gün,
Kazandın rızasını Allah
ve Resulünün.
Ben öyle görürüm ki,
toplanmış bir cemaat,
Sen ise, bir kürside
ediyorsun nasihat.
Ve sanki diyorsun ki:
Benim iki ayağım,
Omuzları üstünde duruyor
evliyanın.)
Yıllar sonra bu veli,
oldu Hakka mülaki.
O gün buyurdukları,
ayniyle oldu vaki.
Abdülkadir Geylani, oldu
büyük evliya.
Vâz edip, insanlara
verdi ilim ve ziya.
Ve bir gün, kürsüsünde
ediyorken nasihat,
Söyledi o sözleri, duydu
bütün cemaat.
İbnüssakka, arttırdı
halka hitabetini.
Ve hatta sultan dahi,
işitti şöhretini.
İrsal etti Bizansa onu
elçi olarak.
Gitti ve mürted oldu,
küffara aldanarak.
Ebu Saidin ömrü, geçti
hep üzüntüyle,
Rahat ve huzur yüzü
görmedi bir gün bile.
Zira haber vermişti
Yusüf-i Hemedani.
Yıllar sonra hepsi de,
vücuda geldi aynı.
|